FLASHBACK (Geriye Dönüş)
"Nefes. Yapma, bak ciddiyim yapma dedim!!!"
"Offf Toprak, Paşalığın tuttu gene. "
"Ben bir tek senin paşanım. Sultanım " Annem dediğimi duysa beni kesin keser. Çünkü o benim biricik Sultanım, ama Nefesi tanısa bir şey demez, yada ben annemin yanında demem olur biter : )
"Yaa.. Öyle mi?" Bu kız beni delirtecek çocuk gibi.
'Sen onun çocuk gibi davranmasına, yaptığı haylazlıklara aşık olmadın mı?'
"Hayla mı şüphe içindesin? Seni tanıdığım günden bu yana, otele gitmez oldum. Daha ne istiyorsun? Be kadın!!"
"Yani.. " dedi. Ahh.. Bu kadınlar..
"SEVİYORUM ULEEENN SEVİYORUM!!" dedim. O okyanusları kıskandıracak kadar güzel gözleriyle, bana bakmaya başladı.
"BENDE SENİ SEVİYORUUUMMM!!!" dedi. Bana sarıldı, hemen içime sokmak istercesine sıkıca sarılışına karşılık verdim...
Umarım beğenerek okumuşsunuzdur.
: )
Arkadaşlar Yorum ve Votes yapmayı unutmayın!
: )
Karanlıkların içerisinde Bataklığa batarken, bir çift masum göz girerse hayatına. Umudunu seneler evvel yitirmişken, hayatını aydınlatmaya başlasa. Batmış olduğun bataklıktan seni çıkarsa, yaralarını o narin şefkati ile sarsa. Ne yapardın ??
Sabır isteyen bir hikaye yazdım. Sabredenler kahkahalara belki de hayal ettiği kısım kısım şeylere kavuşabilir. Hiç ama hiç belli olmaz, tıpkı şu yazdığım yazının okunup okunmayacağı gibi...
Eğer okuduysan, çok ama çok teşekkür ederim :) ;)
Nilüfer için hayat hiç kolay değildi. Otuz beş yıllık ömrü boyunca sadece Görkem'le olduğu on ay boyunca mutlu olabilmişti. Hepi topu on ay. Ne öncesinde yüzü gülmüştü, ne de sonrasında.
Görkem için de durum aynıydı. Nilüfer'i tanıyana kadar mutluymuş rolü yaparak yaşadığını onunla anlamıştı. Çünkü Nilüfer hayatına girince gerçek mutluluğu tatmış, Nilüfer gittikten sonraysa bir daha rol bile yapamamıştı.
Bu muhteşem on aydan sonra yaşanan yirmi yıllık mutsuzluk, beklenmedik bir günde bitecekti. Ya da yerini daha büyük bir mutsuzluğa bırakacaktı.
Görkem ve Nilüfer seneler sonra tekrar karşılaşmışlardı. Ama çok büyük bir sorun vardı.
Görkem'in yanında Nilüfer'in bu hayattaki en yakın arkadaşı vardı.
***
"Bilmiyor, değil mi?" diye sordu. Nilüfer ilk anda onun ne demek istediğini anlamadı bile. "Hı?" Güçsüz bir sesle kafasını Görkem'e çevirmek gibi bir hata yaptı. Çok fazla yakınlardı.
"Çisil... Bu kadar yakın olmanıza rağmen, beni, yani bizi bilmiyor. Hiç anlatmadın mı?"
"Kısmen," dedi robotik bir hızla Nilüfer. "Kimseye detaylı hiçbir şey anlatmadım ben. Lisede bir erkek arkadaşım olduğunu biliyor ama fazla detay bilmiyor." Boğazı acıyarak yutkunurken önüne döndü. Görkem'se hafifçe başını sağa doğru eğmiş, hala onun yüzüne bakıyordu.
Aslında Çisil Nilüfer'in Görkem'den sonra hiç erkek arkadaşı olmadığını bildiği için Görkem'in önemine vakıftı. Sadece Görkem'i bu kadar önemli kılan süreci detaylarıyla bilmiyordu. "Ha ama!" diye ekledi aceleyle Nilüfer. Bakışları Çisil'in üstündeydi. Hala çocuklarla konuşuyordu. "Adının Naci olduğunu biliyor. Defterlerimin arasında doğum günümde hediyeye yazdığın notu görmüştü. Hatırlıyor mu bilmiyorum ama... görmüştü."
"Hala duruyor yani? Atmadın."
"Ne? Neyi? Notu mu?... Tabii ki atmadım! Hiçbir şeyi atmadım."