Nefes alıp verdim. Yandığım kadar yakmadan durmayacaktım. Silahı alıp kasayı kapattım. Tabloyu yerine taktım. Salona geri döndüm. Duvara nişan aldım. Nefes al Deren. Sakinleş. Tetiği çektim. Rastgele duvara ateş ettim. Barut kokusu genzimi yaktı. Silahı kendime doğrulttum bu kez. Tetiği çektim. Omzuma hedef alıp biraz mesafe bıraktım. Derin nefes al. Geri ver. Sakinleş. Tetiğe bastım. Omzuma saplanan dehşet verici acıyla silah elimden yere düştü. Acıdan nefesim kesilmiş, aldığım soluk ciğerlerime batıyordu. Nefes al Deren. Nefes al. "Nefes alamıyorum..." acıyla inledim. Yere diz çöktüm. Omzumdan akan kanı gördükçe başım dönüyordu. Kan kokusu midemi bulandırırken zorla koltuktaki telefonuma uzandım. Bayılmamak için kendimi zor tutuyordum. Başım dönüyor, her şey sallanıyordu. Annem, Hazel'den ve Civan'dan cevapsız aramalar ve sesli mesajlar vardı. Hepsini es geçtim. Numarayı tuşlayıp telefonu kulağıma dayadım. "Alo." Sesim titriyor zor duyuluyordu. "Alo 112 buyurun, sesiniz net gelmiyor hanımefendi." Yutkundum. Boğazım kurumuştu. "Ben." diyerek duraksadım. Konuşabilmek için dudaklarımı ıslattım. "Civan Hancıoğlu tarafından saldırıya uğradım yaralıyım." Adresi mırıldanırken sona doğru sesim iyice gitmiş, gözlerim kapanmıştı.
Plus d’Infos