"Ölüler artık isteselerde ağlayamazlar Kabalcı'nın Kızı... Cesetlerinin saçları çürürken , etleri larvalanırken , göz oyuntularına böcekler yuva yaparken ve beden toprağa karışıp erirken canları yanmıyor mudur dersin?" Yüzünde ki gülümsemede kalmaya devam ettim. Yaşadığı tüm o kanı , vahşeti , acı dolu çığlıkları , acımasızlıkları , kötü kokuları... Ve aşkı , tutkuyu , hülyaları... Her birini aynı anda taşıyordu onun gülümseyişi. Gülümsüyordu , her şeye rağmen. Sabrediyordu , o yine de günü kurtarmaya çalışıyordu. Fısıldadı. "Fikrimce canları yanıyor..." Ve yüzünde ki gülümseme bir anda kayboldu. Kan toplayan irislerine ve tuhaf , büyülü yüzüne tepeden bir şey damladı. Bir kan damlası... Sol gözünün altından çenesine , doğrudan akarken ben birşeyleri anlamaya başladım. Biz rol gereği değil , gerçekten de bize vaadedilen bu kaderin dilencisiydik. Biz Kader Dilencileri'ydik... Kimi kaderinden kaçar , kimi kaderine lanet okur ama "Kader Dilencileri"... Onlar savaşırlar. Bir banka düşünün... Kurulduğu günden itibaren cehennemden bir haber olan insanlığa cehennemi yaşatan , nice hayat bitirip nice hayatı da dirilten... Kendi kaderlerini beğenmeyip isyanda bulunan insanlar , bir gün onlara ; sadece bir adamın parası ile tüm ülkeye hükmedeceği gerçeği söylenseydi inanırlar mıydı buna? Kendikilerini beğenmeyip hâlâ başkalarından kader dinlenmeye devam ederler miydi? Bankalar... Bir banka ne kadar güvenilirdir?
More details