Obálka příběhu pro UYAN ARTIK od Emine445
UYAN ARTIK
  • WpView
    přečtení 2,350
  • WpVote
    Hlasy 124
  • WpPart
    Části 7
  • WpView
    přečtení 2,350
  • WpVote
    Hlasy 124
  • WpPart
    Části 7
Rozepsáno, poprvé publikováno bře 06, 2015
Damla odaya girdiği anda dikkatini uyuyan genç çekti. 
    'Bir tek bu odamız boş. Sorun olacağını sanmıyorum. Altan 3 yıldır komada.' Hemşire odayı tanıttıktan sonra odadan çıktı.  
    Damla kendini yorgun ve uykusuz hissediyordu. Bavulundan eşofmanını alıp lavaboda üstünü değiştirdi. Odaya döndüğünde yatağa oturup oda arkadaşını seyretti. Yüzü çok sertti. Muhtemelen 22 yaşlarındaydı. Göz rengini merak etti. Mavi çok yakışırdı genç adamın yüzüne, yeşil de yakışabilirdi. Siyah ve kahverengiyi düşündü. Sonra hepsi de yakışabilir diye düşündü.
     'Merhaba ben Damla.' Kendi kendine konuştuğunu düşündü genç kız. Sonra düşüncelerine omuz silkti.
    'Senin adında Altan olması lazım.'Cevap gelecekmiş gibi biraz bekledi.
    'Aslında seninle çok iyi anlaşacağız. Çünkü ben çok konuşanlardan nefret ederim.' Karşısındaki gence gülümsedi.  Yatağına uzandı. Uykuya dalmadan önce yine kendi kendine konuştu. 
    'İyi uykular.' Gülümsemesini de ihmal etmedi.
Všechna práva vyhrazena
Pro přidání UYAN ARTIK do své knihovny a dostávání aktualizací se zaregistruj
nebo
Pokyny k obsahu
Taky se ti může líbit
AZE od kelebekleroldu1
Části: 38 Rozepsáno
PANOMDA VE KİTABIMDA REKLAM YAPANLARI ENGELLİYORUM, YORUMLARINI SİLİYORUM. *** "Tahsin amca kim bu herif?" diye sordum. Kara gözleri avına odaklanmış bir aslan gibi keskince benim ürkek yeşillerime odaklıydı. "Behzat Kıvançlı'nın büyük oğlu Halil İbrahim Kıvançlı." dedi sesinde bariz bir gerginlik vardı. Benim tanımadığım bu adam etrafımdaki herkesi fazlasıyla germiş durumdaydı. "Onlar Karadenizli değiller mi? Ne işi varmış bu topraklarda?" diye sordum. Gözlerimi zar zor kopardım kara gözlerinden. Göz göze geldik Tahsin amcayla, "Onun olanı almaya gelmiş babandan, öyle diyorlar..." Anlamaz bir şekilde kaşlarımı çattım, "Onun olan ne varmış burada acaba? Bizim topraklarımızda hükmü geçmez onun!" dedim çirkefçe. "Benim hükmümün geçmeyeceği bir toprak yoktur küçük hanım." Arkamdan duyduğum sesle irkildim, bu kalın ve sert ses Halil İbrahim denen adama ait olamazdı değil mi? Tahsin amcanın gözlerinden dehşet geçti, arkamdaki adamın önünde hemen ellerini birleştirip başını eğdi ne oldu bilmiyorum ama sessizce yanımızdan sadece birkaç adım ayrılıp bizi baş başa bıraktı ama hala köşede tetikteydi. Cesaretimi toplayarak döndüm ona. Yakın mesafeden gördüm kara gözlerini şimdi daha bir karanlık bakıyordu. "Topraklarınızda gözüm yok. Ben benim olanı almaya geldim." dedi karanlık çıkan ses tonuyla. Yutkundum, sesimin titrememesine özen göstererek, "Senin olan neymiş?" diye sordum. O an gözlerinin parladığına yemin edebilirdim. "Aze, Aze diye bir kadın. Bey kızı Aze derlermiş buralarda ona." Gözlerim istemsiz irileşti, buzlu suyun içine düşmüş gibi titredim. Aze kızdım ben. Yüreği yiğit, gözleri güleç Aze kızdım... Bey kızı Aze derlerdi bana. *** BU KİTAPTA GEÇEN OLAYLAR VE KİŞİLER TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR. GERÇEK KİŞİ VE KURUMLARLA ALAKASI YOKTUR.
Taky se ti může líbit
Slide 1 of 10
AZE cover
MEHİR(Gerçek Ailem) cover
Divane •Text• cover
Karadeniz'in Kızı (Gerçek Ailem) cover
Doktor Neyi İtiraf Edecek Hemşire Hanım?| Yarı Text cover
SİCİLYA MATRİSİ | Yarı Texting cover
Son Düdük cover
Sarılırım Birine •Text• cover
ASENA cover
ASYA (TAMAMLANDI) cover

AZE

Části: 38 Rozepsáno

PANOMDA VE KİTABIMDA REKLAM YAPANLARI ENGELLİYORUM, YORUMLARINI SİLİYORUM. *** "Tahsin amca kim bu herif?" diye sordum. Kara gözleri avına odaklanmış bir aslan gibi keskince benim ürkek yeşillerime odaklıydı. "Behzat Kıvançlı'nın büyük oğlu Halil İbrahim Kıvançlı." dedi sesinde bariz bir gerginlik vardı. Benim tanımadığım bu adam etrafımdaki herkesi fazlasıyla germiş durumdaydı. "Onlar Karadenizli değiller mi? Ne işi varmış bu topraklarda?" diye sordum. Gözlerimi zar zor kopardım kara gözlerinden. Göz göze geldik Tahsin amcayla, "Onun olanı almaya gelmiş babandan, öyle diyorlar..." Anlamaz bir şekilde kaşlarımı çattım, "Onun olan ne varmış burada acaba? Bizim topraklarımızda hükmü geçmez onun!" dedim çirkefçe. "Benim hükmümün geçmeyeceği bir toprak yoktur küçük hanım." Arkamdan duyduğum sesle irkildim, bu kalın ve sert ses Halil İbrahim denen adama ait olamazdı değil mi? Tahsin amcanın gözlerinden dehşet geçti, arkamdaki adamın önünde hemen ellerini birleştirip başını eğdi ne oldu bilmiyorum ama sessizce yanımızdan sadece birkaç adım ayrılıp bizi baş başa bıraktı ama hala köşede tetikteydi. Cesaretimi toplayarak döndüm ona. Yakın mesafeden gördüm kara gözlerini şimdi daha bir karanlık bakıyordu. "Topraklarınızda gözüm yok. Ben benim olanı almaya geldim." dedi karanlık çıkan ses tonuyla. Yutkundum, sesimin titrememesine özen göstererek, "Senin olan neymiş?" diye sordum. O an gözlerinin parladığına yemin edebilirdim. "Aze, Aze diye bir kadın. Bey kızı Aze derlermiş buralarda ona." Gözlerim istemsiz irileşti, buzlu suyun içine düşmüş gibi titredim. Aze kızdım ben. Yüreği yiğit, gözleri güleç Aze kızdım... Bey kızı Aze derlerdi bana. *** BU KİTAPTA GEÇEN OLAYLAR VE KİŞİLER TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR. GERÇEK KİŞİ VE KURUMLARLA ALAKASI YOKTUR.