Story cover for SAUDADE  by esra_nurer
SAUDADE
  • WpView
    LECTURES 178,160
  • WpVote
    Votes 10,357
  • WpPart
    Chapitres 19
  • WpView
    LECTURES 178,160
  • WpVote
    Votes 10,357
  • WpPart
    Chapitres 19
Terminé, Publié initialement juin 23, 2023
Contenu pour adultes
Katıla katıla, canım çıka çıka güldüm. Yaş geldi gözümden onu bile silmedim. "Yaralanmış," karnımı tutmaya başlarken soluğum kesilecek gibi olduğunda öksürüklerimin arasından yine gülmeye devam ettim. "Yaralanmışsın. Bak! Bak hâline, bak halimize. Kangren oldun sen bana kangren." 

Göz yaşım günlerdir kaşıdığım yara yaptığım yüzümün hücrelerini yaka dururken hiçbir yaşın ne izini ne bıraktığı hissi silmeye çalıştım. Yaralarıma denk düşen yaşlarımla, " Zarar veriyoruz birbirimize. Bak, bak evin hâline Efkan. Odasına giremiyorum onun. Bebeğimiz öldü bizim. Gir odasına," kolundan tutup kaldırmak için hamle yapacağım sırada yarasından sızan kanla durdum. Başım sağa sola sendelerken, koridorun sonunda kalan odaya gözümün ucuyla bakıp "Senin aldığın patiği kaybettim Efkan, hani Beşiktaşlı olan varya onu da bulamıyorum." Sessiz çıkan fısıltımla yüzüme baktı. 

Bakışı yetmezmiş gibi titrek bir iç çekişiyle koca dağların arasında kalan kalbimi kurtarmak ister gibiyken, o bana böyle acıyla bakarken ben ona acımadım. " Dokunamıyorum kıyafetlerine." Sargılı olan omuz başına tekrardan bakıp, "Keşke o öleceğine senin ölün gelseydi eve." 

Beynim dediklerimi sonradan algılar gibi bedenim irkilirken dudakları kıvrıldı. Başını ağır ağır salladı. 

Tövbe Allah'ım, tövbe...
Tous Droits Réservés
Inscrivez-vous pour ajouter SAUDADE à votre bibliothèque et recevoir les mises à jour
ou
Directives de Contenu
Vous aimerez aussi
Kaybedilmiş Hazlar, écrit par CHERRYLADYY
10 chapitres En cours d'écriture
"Akın!" dedim, çığlık atarcasına. "Ela, git buradan." Dudağındaki yara, iki kelimesiyle daha da açılarak kanamasını arttırdı. Onu zerre umursamadan aramızdaki mesafeyi hiçe indirdim. Burnu, kaşı ve dudağı çok kötü kanıyordu. "Seni bu halde bırakacağımı düşünüyorsan tam bir aptalsın." Tir tir titreyen elim, kanayan kaşına dokunmak için havalandı ki yüzünü hışımla benden uzaklaştırdı. "Elin kirlenmesin," dedi, bahsettiğinin kandan çok daha fazlasını anlatırcasına. "Kirlensin," dudaklarım, buruk bir gülümseme ile kıvrıldı. Omuzlarım, umursamazca hareketlendi. "...sen yıkamaz mısın?" Hangi benliğim, onun dibinden ayrılmamaya yeminli? Parmağımı üstüne bastıramadığım bir şey, kontrolü eline alıp beni onun karşısında bu hale düşürdü. İlk günden bu yana inatla durduğum yer; hiç değişmedi. Değiştiremedim... "Ela-..." dertli bir nefesle sarf ettiği ismim, tenimi yalayıp geçen bir meltem misali iç gıdıklayıcı. "Akın." dedim, onun ıssızlığını yok edecek bir netlikte. Göz kapakları yorgunlukla kapandı. İlk kez, beni bu kadar içeri aldığını fark etmemle göğsümdeki yumru kendini, dengem ise varlığını kaybetti. Korkakça bir kez daha uzandım kaşındaki yaraya. Bu sefer kaçmadı, belki de kaçamayacak kadar yorgun... "Canın çok acıyor mu?" Ağlamaklı sesim, kendime dahi yabancı. Ben çocukken bile bir elin parmağını geçmeyecek kadar düştüm. Açık bir yaranın acısını unutalı seneler oluyor lakin bu, onunla hikayemizin başından beri yaptığım en iyi şeyi gerçekleştirmeme engel değil. Empatiyi... Parmak uçlarım, elmacık kemiklerinin üzerine dokunduğu vakit ürperişini dikildiğim yerden gördüm. Saniyeler sonra buz kesmiş elimin üzerine kapanan sıcacık avucu ile sıra bana geçti. İsmini koyamadığım bir hissiyatla döndü başım. Birazdan sarf edeceği o sözcükler ise kaderime öyle bir düğüm attı ki
MÜNFERİT, écrit par RArsenDemir
54 chapitres Terminé Contenu pour adultes
Bedenini öne doğru büktü ve koyu kahvelerini kısarak dudaklarını büyük bir yavaşlıkla alnıma dokundurdu. Tam da o anda midemin aniden kasıldığını hissettim. "Eğer benden istediğin gerçekten buysa, abin olurum." Sarfettiği sözler ile kulaklarımda bir uğultu ve hemen ardından boğazımda bir yanma meydana geldi. Onu göğüsünden tutup kendimden uzaklaştırmak ve bu yakınlığın gereksiz olduğunu savunmak istedim ancak dudakları temasını kesmeden ve onu itmemden gram etkilenmeden sürtünerek burnumun ucuna kadar indi. "İhtiyaç duyduğunda, baban olurum." Dudakları burnuma küçük bir baskı uygulayarak kısa süreliğine tenimden ayrılırken çok geçmeden sıcak dudaklarının varlığını yanan yanaklarımda hissettim. Göğüsümde binbir çabayla canlı tutmak için çabaladığım, özenle sakladığım o minik kuşun kanatlarını delicesine çırptığına şahit oldum. Yutkunuşlarım arttı. Nefes alış verişlerim hızlandı. Dudaklarını aralayıp kısa bir nefes aldığı esnada burnunu bir kedi misali usulca yanağıma sürttü. "Sığınmak isteğinde, liman olurum." Ilık nefesini sertçe dışarı bırakarak aralık dudaklarımın arasından içeri sızmasını sağlarken kollarının arasında titredim. "Korktuğunda, kalkan olurum." Dudakları temasını kesmeden bir yol izlercesine dudaklarımı es geçip çeneme ilerledi ve bir sonraki durağında yumuşak bir baskıyla çeneme yaslandı. "Ne olmamı, neyin olmamı istiyorsan o olurum." Başını aşağıya eğmeden hemen önce bakışlarını gözlerime çevirerek yüz ifademi dikkatle inceledi. Rahatsız olup olmadığımı kontrol ediyor olmalıydı. Değildim. Biraz garip hisler içindeydim ancak bu senelerdir hissettiğim huzursuzluk, rahatsızlık ya da korku hislerine hiçte benzemiyordu. "İhtiyacına, isteğine göre şekillenirim ama bu durum kocan olduğum gerçeğini değiştirmez."
ZİNCİR SOKAĞI SAKİNLERİ(TAMAMLANDI), écrit par busbckr
68 chapitres Terminé
Aşk insanı henüz kaçındayken bulur? Aşk ilk görüşte mi olmalıdır yoksa her görüşte mi? Peki ya bir insan yıllar sonra birine aşık olur mu? Leyla illa Mecnun'a, Kerem illa Aslı'ya mı aşık olur? Kerem ve Leyla birbirini sevemez mi? Leyla abi dediği Kerem'e, Kerem kardeş bildiği Leyla'ya aşık olamaz mı? Peki , hayat şartları onları buna zorlarsa? Peki mahalle baskısı onları evliliğe sürüklerse? Hala aşka direnebilirler miydi? Yanlış anda yanlış yerde yanlış kişilerin bir arada bulunmalarıyla gelişen doğru bir aşk... Peki bu aşkın ilk sınavı aynı zamanda son sınavı da olacak mıydı? . . . "Bir de, beni mi çok seviyorsun onu mu sorusunu sorun tam olsun!" diye araya girdi Leyla gülerek. Kerem Leyla ona dönünce gözlerine baktı şefkatle. Miniğiydi Leyla onun. Uzak durmasına hiç dayanamıyordu. "Sormaya gerek yok ki! Tabi ki ben" diye cevap verdi Kerem büyük bir özgüvenle. Leyla kaşlarını kaldırıp 'Öyle mi?' der gibi bakınca Mihriban atom bombasını patlattı. "Kerem Abi ne kadar da safsın, sen şimdi Leyla evlenince de seni kocasından çok seviyor sanırsın." Kerem'in de Leyla'nın da yüz şekli değişti. Hiç bunu düşünmemişlerdi ki. Evet, elbette evleneceklerini düşünmüşlerdi, bu konuda planlar ve şakalar dahi yapmışlardı ama hiçbir zaman sevgi kıyaslaması yapmamışlardı. Böyle bir şeye ihtiyaç duyacsklarını hiç düşünmemişlerdi. Hiçbir zaman birbirlerinden daha fazla sevdikleri birileri olacaklarını da düşünmemişlerdi. Ne Leyla, ne Kerem ne de Rıdvan... Kerem ve Leyla göz göze geldiler. Kerem eliyle saçlarını karıştırırken daha fazla dayanamadı ve aklındakileri diline döktü. "İnşallah evde kalırsın Leyla!" diyip mutfağı terk etti. Leyla şokla Kerem'in arkasından bakarken Mihriban Kerem'in sözlerine öyle büyük bir kahkaha attı ki resmen evde sesi yankılandı. Tüm hakları saklıdır.
BAĞ BOZUMU, écrit par monaRozase
14 chapitres En cours d'écriture Contenu pour adultes
BAĞ BOZUMU~ 🍇 Üzüm bağlarının üzümsüz kaldığı dönem, 🕊️ Benimde sensiz kaldığım dönem. Bilge ADALI ~ Aziz Kutay KOZANLI ... 2026 (Suriye sınır köyü) Ellerim bağlı, gözlerim bağlı... Nefes alıyordum. Ciğerimi yakan o boktan nefesi alıyordum. Ekimin başındaydık, bağ bozumu zamanında. Bebeğim doğalı 20 gün olmuştu. 20 Eylül 2026. Onunla ilk tanıştığım, onu ilk gördüğüm tarih. Doğduğu tarih. Kıbrıs'ta doğdu, Suriye'de öldü... 20 Eylül 2026 ~ 05 Ekim 2026 Ölmeyi bekliyordum. Oğlumu gözümün önünde kefenlediklerinde, ben zaten çoktan ölmüştüm. Kalbim, ruhum, yaşam sevincim onunla birlikte toprağa karışmıştı. Tahta kapı gıcırdayarak açıldığı sırada, yere eğilmiş olan başımı kaldırma zahmetinde bile bulunmamıştım. Sesin yarattığı yankı, ahırın kasvetli havasında kaybolurken, ben derin bir boşlukta kaybolmuş gibiydim. Dizlerimin üstünde, sanki zaman durmuştu; varlığımın geri kalan her şeyi umursamaz hale gelmişti. Kapının açılışı ve kapanışı arasında geçen anlar, bana sadece ezici bir yük olarak yükledi. Ağır adımlarla yanıma gelen adam tam karşımda adımlarını durdurdu. "Kaldır kafanı." Duyduğum sesle beraber, feri sönmüş gözlerim toprak zeminden yukarıya doğru kaydı. Gözlerim önce ağır, kirli asker botlarına çarptı; botların kokusu burnuma çoktan ulaşmıştı bile. Kamuflajları içinde karşımda dimdik duran Kutay ile göz göze geldiğimde, onun sert ifadesiyle karşılaştım. "Yüzbaşı karısına yakışır bir şekilde kaldır o bakışlarını," dedi. Sesi emredici, gözleri soğuktu. Sanki içimdeki son kırıntıları da tüketmek ister gibi bakıyordu bana. Ölmüştüm.. Gözlerimin değdiği gözler, onlarda ölmüştü..
Vous aimerez aussi
Slide 1 of 10
Sırlar, Yalanlar Kararlar  cover
Kaybedilmiş Hazlar cover
DİLVAN  cover
HÜZÜN KOVAN KUŞU (Mahalle Kurgusu) cover
MÜNFERİT cover
ZİNCİR SOKAĞI SAKİNLERİ(TAMAMLANDI) cover
BAĞ BOZUMU cover
P.U.S.A.T cover
Sana Gökyüzü Ismarladım - Tamamlandı cover
CÜDÂ | Tamamlandı cover

Sırlar, Yalanlar Kararlar

30 chapitres Terminé

Bazen isimlerin ardından başka hikayeler çıkar, Bazen hikayelerin içinde gerçekler vardır, Bazen sadece hayallere dalarız, Çünkü hepimizin sırları, bizi yalanlara sürükler! Sırlarımız ve yalanlarımız aslında kararlarımızdır.