Kaderlerine atılan kördüğümler, ip söküğü gibi ayrılmaya başladı.
Ailesinin, kendi ruhundan büyük, baskılarından dolayı psikoloğa giden bir oğlan. Pars Demiralkan. Adam önüne bakıyor, ilerideki çukuru fark ediyor ancak batacağını bilmesine rağmen yoluna devam ediyor.
Eski sevgilisinin, kendi ruhundan küçük, saplantılı sevgisinden dolayı aynı psikoloğa yolu düşen bir kız. Liya Safir. Kadın, ilerideki çukuru fark etmiyor ve batacağını henüz bilmiyor.
Adam, kadına sesleniyor ancak kadın kendi dünyasında yaşıyor. Adam batacağını bilmesine rağmen, bu yolun karşısında duran, çukura ramak kalan kadına doğru koşuyor.
Batacağını biliyor ancak kadını kendi dünyasından kurtarmak istiyor.
Ancak kadın onun dünyasından çıkmak istemiyor çünkü orada ona aşık olan biri var olmuyor. Adam onu yalnızca koruyor.
İleride çukur. Onların kördüğümleriydi.
Az önce Eylül'ün tuttuğu boşta kalan elini yeşil kalın askeri kemerinin üzerine koyup lafa girdi.
" Gel ben sana espriyi göstereyim."dedi.
Elini kemerinin üzerinden çekip göğsünün üzerinde yazan yazıyı işaret etti.
" Bak bakalım burada ne yazıyor?"dedi sesindeki alaycı tınıyla.
" Arslan."dedi karşısındaki adam kısık çıkan sesiyle.
Ardından Eylül'ün yaka kartını gösterdi Toprak parmak ucuyla.
"Peki burada ne yazıyor."
"Eylül Arslan."
"Aynen öyle." dedi Toprak başını aşağı yukarı sallayarak. Ardından elini kaldırıp yüzüğünü gösterdi.
" Bu."dedi sorgulayan sesiyle.
" Yüzük."
Eylül'ün elini tutup kaldırdı.
" Bu."dedi tekrar.
Aynı cevabı aldığında ellerini indirip birbirine kenetledi. Ve tekrar kaldırıp herkesin gözüne sokarcasına konuştu.
" Birleştir bakalım ne çıkacak ortaya."dedi. Ardından masaya göz gezdirip karşısındaki adama dikti bakışlarını.
Birkaç saniye cevap vermesini bekleyip adamın omzundaki elini sıktı.
" Evlisiniz."dedi adam fısıltıdan farksız sesiyle.
" Doğru cevap." dedi Toprak alayla.
Adamın omzundaki elini çekip yüzünü Eylül'e çevirdi.
Birkaç saniyeliğine yumuşayan bakışlarını tekrar buza çevirip masaya döndü.
Birbirlerine kenetlenmiş ellerini gösterip: " Duyduğunuz gibi biz evliyiz. Daha öncesinde bilmiyordunuz çünkü bilmenize gerek yoktu. Şimdi öğrendiğinize göre herkese afiyet olsun." dedi.
Masadan yükselen hayret nidalarını umursamazken masadaki yerine ilerledi. Eylül'ün elini bırakmadan yanındaki sandalyeyi çekip:" Geç güzelim." dedi. Yanlarındaki birkaç kişi duydukları ile küçük çaplı bir şok yaşarken onların gözü sadece birbirleri üzerinde idi.