VELOİDS

VELOİDS

  • WpView
    Reads 23
  • WpVote
    Votes 3
  • WpPart
    Parts 1
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Tue, Jan 2, 2024
WpInfo
Fiction
Fantasy
"Dünyanın kaderinin kötü karakterlerin parmaklarının ucunda olması ne kadar komik değil mi?" Slucia krallığının kraliyet ailesi tanrı tarafından güneş gibi parlayan platin sarısı saçlarla, okyanusu andıran mavi gözlerle kutsanmıştı ancak asıl kutsanmış olan şey, bu soydan doğan her çocuğun kutsal büyüyle doğmasıydı. Yüzyıllardır, bu kutsal büyü, her doğan çocukta ortaya çıkıyordu. Ancak, bir gün beklenmedik bir şekilde kraliyet ailesinin yeni doğan çocuğu farklı bir şekilde dünyaya geldi. Güneş gibi parlayan sarı saçların aksine kömür karası saçlar, cehennem alevlerini andıran kırmızı gözlerle doğdu. Fiziksel olarak farklı olduğu yetmezmiş gibi Tanrı'nın kutsamalarına isyan edercesine kara büyüyle doğmuştu. Terk edildi, eziyet gördü, canavar ilan edildi. Yıllar sonra gücünün ardında yatan sırları öğrendi. Peki intikam alabilecek miydi yoksa içinde biriken alevle birlikte yanıp kül mü olacaktı?
All Rights Reserved
#397
dehşet
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Katman :1451( Düzenleniyor) (+18)
  • KIZIL GECE
  • FIRTINA ZAMANI
  •  Sonu Kötü Biten Yan Karakter Oldum!
  • KORDELYA
  • Bir Cadının Bedeninde Uyandım
  • Kanlı Lordun Gelini
  • The Villainess turns the Hourglass|•ÇEVİRİ {Tamamlandı}
  • İçimdeki Canavar (TAMAMLANDI)
  • YASAK TOPRAKLARIN GELİNİ-Düzenleniyor-

İlk Yayın Tarihi: 9 Şubat 2026 ​"Bir arkeolog olarak toprağın altında geçmişi ararken, bir gün o geçmişin tam ortasına düşeceğimi hiç hayal etmemiştim." ​Seray için hayat; kazı alanları, tozlu kitaplar ve tarihin sessiz tanıkları olan antik parçalardan ibaretti. Ancak İstanbul'un kalbinde açılan o gizemli çukur, onu sadece toprağın altına değil, tam beş yüz yıl öncesine, 1451 yılının kışına sürükledi. ​Avucunda yanan, sırrını çözemediği o mühürle; ne olduğunu anlamadığı bir çağın, entrikalarla dolu bir sarayın ve henüz 'Fatih' olmamış ama gözlerinden ateşler saçan bir sultanın kucağına düştü. ​Şimdi Seray için hayatta kalmak, o paslı dikişlerle dolu yarasından daha zordu. Bir yanda kendi zamanına dönme arzusu, diğer yanda II. Mehmed'in sarsılmaz korumacılığı ve omuzlarına binen cihanın yükü... ​Tarih kitaplarında okuduğu o büyük fethin eşiğinde, Seray sadece bir tanık mı olacaktı yoksa o meşhur tarih sayfalarını kendi elleriyle mi yeniden yazacaktı? ​"Ben buraya ait değildim ama onun gözlerine baktığımda, ilk kez kendimi evimdeymişim gibi hissediyordum." ​Zamanın durduğu, mühürlerin konuştuğu ve kalplerin savaştığı bir hikaye başlıyor.

More details
WpActionLinkContent Guidelines