Yıllar nasılda geçip gidiyor anne,
Bugün sensizliğe mahkum edildiğim gün anne.
İşte tam tam bu saatlerde çıkmıştın,dönüşü olmayan seferine,
Bugün ayrılığımızın yıl dönümü anne...
Ne zaman annesinin elinden tutan bir çocuk görsem,
İçim burkuluyor,canım acıyor anne.
Biliyorum gerçekten büyüdüm,
Ama acın hiç dinmedi anne
Buz dağları sarmış her yanımı,
Yüreğimle birlikte ruhumda titriyor anne.
Sar beni sımsıcacık kollarınla her yanımı,
Üşüyorum güneşim ol ısıt beni anne.
Her yer zifiri karanlık,
Göz gözü görmüyor neredesin anne?
Anne ışığına muhtacım;
Ne olur ama ne olur geri dön ANNE!
Yüreğim incindi,
İlacım yok sen yoksan.
Gülemiyorum,
Gülüşüm ol benim yerime gel gül annem...
Korktum geceleri gök gürültüsünden!
Üşüdüm sensiz ısınamadım,
ıslandım yağmurda kuruyamadım.
ne olur gel üstümü ört anne!...
Bahar geldi açmadı goncalarım,
yine yüreğim sevinemedi anne,
yavrular gibi bende özledim,
Özledim demekle hasret bitmiyor anne...
Pencerelerde her gün gözlerim,
senin yolunu gözlerim.
Dünyamı karartan,
O gelişini beklerim.
Hani bir gün demiştin ya anne,
Seni bırakmam diye...
Haykırışlarımı duymadan,gözyaşlarımı silmeden,
İşte bırakıp gittin ANNE!
Canım acıyor,içim yanıyor anne,
Öyle bir dert ki çok çaresizim anne.
yıllar önce sol yanıma bir kurşun yedim,
Hiçbir hekim çıkaramadı bu kurşunu yüreğimden,
Bu kurşunla yaşamaya mahkum edildim ANNEM!..
SON...
Bu kitap;
gitmesi gerekenleri tutamayanların,
kalanları ise unutamayanların şiirlerinden oluşuyor.
Her satırda bir bekleyiş,
her dizede yarım kalmış bir cümle var.
Sevmenin susarak da mümkün olduğunu,
bazı vedaların bağırmadan yaşandığını anlatıyor.
Bu sayfalarda
mutlu olsun diye vazgeçilen aşklar,
dönsün diye beklenip gelmeyen insanlar
ve sonunda geriye kalan
yorgun ama hâlâ seven bir ruh var.
Eğer birini unutamadıysan,
eğer "gelme" demeyi sevmenin en ağır hâli olarak öğrendiysen,
bu kitap senin sessizliğine dokunacak.
Bazı insanlar gider...
Ama içimizde kalır.