Yetivler Diyarı

Yetivler Diyarı

  • WpView
    Reads 48
  • WpVote
    Votes 7
  • WpPart
    Parts 2
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Sat, Aug 19, 2023
1800'lü yılların başında dünyaya bir gök taşı düştü. Daha doğrusu kamuya öyle söylendi. Ne yazık ki gerçek çok daha farklıydı. İçinde 456 tane süper yeteneklere sahip çocuğun bulunduğu büyük bir uzay gemisi Dünyaya iniş yapmıştı. Üstelik bu çocuklar doğadaki elementlere hükmeden güçlü bir ırkın varisleriydi. Ne var ki yetiv adı verilen bu ırk, fiziksel olarak insanlara çok benziyorlardı. Öyle ki dışarıdan bakıldığında bir yetivi ve bir insanı ayırt etmek imkansızdı. ... "Ben Eray Hanedanoğlu." dedim kendimden emin bir sesle. Masadaki herkes bana meraklı bakışlarını yollarken sözlerime devam ettim: "Hava ve bitki yetiviyim." Kısa bir sessizlik oldu. Yetivlerle dolu bir konakta iki yeteneğe de sahip tek kişiydim. Bana heyecanla bakmaları normaldi. "Aramıza hoş geldin Eray." dedi konak sorumlusu profesör. "Hoş buldum." dedikten sonra hafifçe gülümsedim. Bu konak... Yeni evim olacaktı.
All Rights Reserved
#577
ütopya
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Katman :1451( Düzenleniyor)
  • İçimdeki Canavar (TAMAMLANDI)
  • YASAK TOPRAKLARIN GELİNİ(canavarların şafağı)+18
  • Bir Cadının Bedeninde Uyandım
  • KIZIL GECE
  • FIRTINA ZAMANI
  •  Sonu Kötü Biten Yan Karakter Oldum!
  • Kanlı Lordun Gelini
  • The Villainess turns the Hourglass|•ÇEVİRİ {Tamamlandı}
  • KORDELYA

​"Bir arkeolog olarak toprağın altında geçmişi ararken, bir gün o geçmişin tam ortasına düşeceğimi hiç hayal etmemiştim." ​Seray için hayat; kazı alanları, tozlu kitaplar ve tarihin sessiz tanıkları olan antik parçalardan ibaretti. Ancak İstanbul'un kalbinde açılan o gizemli çukur, onu sadece toprağın altına değil, tam beş yüz yıl öncesine, 1451 yılının kışına sürükledi. ​Avucunda yanan, sırrını çözemediği o mühürle; ne olduğunu anlamadığı bir çağın, entrikalarla dolu bir sarayın ve henüz 'Fatih' olmamış ama gözlerinden ateşler saçan bir sultanın kucağına düştü. ​Şimdi Seray için hayatta kalmak, o paslı dikişlerle dolu yarasından daha zordu. Bir yanda kendi zamanına dönme arzusu, diğer yanda II. Mehmed'in sarsılmaz korumacılığı ve omuzlarına binen cihanın yükü... ​Tarih kitaplarında okuduğu o büyük fethin eşiğinde, Seray sadece bir tanık mı olacaktı yoksa o meşhur tarih sayfalarını kendi elleriyle mi yeniden yazacaktı? ​"Ben buraya ait değildim ama onun gözlerine baktığımda, ilk kez kendimi evimdeymişim gibi hissediyordum." ​Zamanın durduğu, mühürlerin konuştuğu ve kalplerin savaştığı bir hikaye başlıyor.

More details
WpActionLinkContent Guidelines