Aren Ayverdi.
Kaderin kendisine kum tanesini ithaf ettiği, ay ışığının görünür kıldığı kız.
Yaşamamış, biri olarak yaşamına son vermeyi koymuştu aklına. Lakin kaderin ona dair başka planları vardı.
Son anda kendisine uzatılan bir el, bir teklif.
Bir el tutmuştu kum tanesi. Ya onu karaya, gün ışığına çıkartacak. Ya da denizin en dibine çekecekti.
Kaybedecek hiçbir şeyi olmadan kabul ettiği bu teklif, ona kaybetmekten korkacağı şeyleri verecek miydi?
Sen bu satırları okuyan;
Çoğu zaman o gülümseme, acılarını gizlemek için parlıyordu değil mi yüzünde?
Peki, sana gerçekten mutlu olduğun için gülümseyeceğinin garantisini versem?
Bu teklif sadece Aren için değil. Senin içinde geçerli.
Elimi tut ve gülümse.
Sevmediğiniz yüzünü dahi görmediğiniz bir adamla evlenmek nedir bilir misiniz?
"Abi yapma kurbanın oluyum!"
Ağlayan gözlere abime baktım, baba yarıma en değerlime.
"Ben diyeceğimi dedim, iste yada isteme Azad'la evleneceksin Evin."
...
Mutfağa girip elerimi tezgaha yasladım. Arkamda hissettiğim kara gölge ile kaşlarımı çatıp arkamı döndüm. Uzun boylu, kumral özenle şekillenmiş saçları, yeşil ormanı andıran gözleri ile karşımda duran adama baktım.
"Ne işin var senin burda?"
Elerini cebine koyup rahat bir ifadeyle parmak uçlarında yükseldi.
"Müstakbel karnımı görmek istemiş olamamı?"
Sinirle burnumdan soludum.
"Ben senin o tanıdığın kızlara benzemem bir tane çarparım ağzının üstüne!"
Yeşil hanelerini kısarak baktı yüzüme.
"Bu sözlerini sana yerdireceğim zamanı iple çekiyorum Ceylan gözlü."
Sonda kullandığı hitapla dudaklarımı yaladım. Gözleri dudaklarıma kayınca vücudum gerilmişti...
(İmdadım kitabımı okuduktan sonra bu kitabıma okumanızı tavsiye ediyorum kafanızın karışmaması için.)
Evin ve Azad
(kurgu; yetişkin içerik bulundurur.)