Oyunbozan

Oyunbozan

  • WpView
    Reads 13,198
  • WpVote
    Votes 1,039
  • WpPart
    Parts 19
WpMetadataReadMatureOngoing
WpMetadataNoticeLast published Sat, Mar 14, 2026
"Bu yasak ateşi sen yaktın, Defne," Kaya'nın parmaklarının tersi kolumu okşamaya devam ederken sıcak nefesini omzuma üflemişti. "Ve benden söndürmemi bekleme. Eğer ki bir gün söndüren kişi sen olursan da, inan bana, bu sefer yangını çıkartan kişi ben olacağım." ** Kendini umutsuz bir vaka olarak tanımlayan Defne Çırağan, aylar boyunca eski epostasına gelen mesajları ve mailleri bulduğunda, uzun bir zamandır ona ulaşmaya çalışan bir adamın avukatlığını yapmayı ve daha önce sadece adını duyduğu zengin bir işadamına karşı açtığı soruşturmada onu savunmayı kabul eder fakat bu davanın, aslında hayatını tepeden tırnağa değiştireceğini bilemez. Kaya Mertoğlu bulaşılacak bir adam değildi fakat Defne, umutsuzluğuyla beraber bir o kadar da inatçı bir kadındı ve ona göre, Kaya Mertoğlu, gerçekten de müvekkilinin dediği gibi bir katildi. Davayı içselleştiren Defne onun suçlu olduğunu ispat etmeye çalışırken kendini birden fazla kez Kaya'nın hayatının merkezinde bulur. Fakat yollarının kesiştiği nokta onları kapkaranlık, ıssız sokaklara çıkarmaya başladığında ve tamamen yalnız kaldıklarında, görünenin ve düşünülenin aksine, birbirilerinden pek de nefret etmediklerini fark ederler. ** ilk kurgulanma tarihi ekim 2020
All Rights Reserved
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Gözyaşı Kadehleri
  • SÂYE
  • GÖNÜLÇELEN
  • Öfkeyi Yazmak {Günah II}
  • GÖKYÜZÜNÜN SAKLI CENNETİ
  • SÖZLEŞME |RAFLARDA|
  • Ruh Cambazı
  • Sessiz Çığlık(kitap oldu.)
  • Ateşin Gölgesinde
  • GECE GİBİYİM

*Yetişkin içerik barındırır. *Nefretten aşka/anlaşmalı evlilik kurgusu --- "Kimi öptüğünün farkında bile değilsin," dedim üzerime tüm ağırlığıyla kapanan bedenini omuzlarından hafifçe iterek. Yüzlerimiz arasında bir nefeslik mesafeden fazlası yoktu. Aldığı her nefes benden doğuyor, aldığım her nefes ondan kopuyordu. Az önce dudaklarıma dokunan dudaklarını diliyle ıslattı ve ardından göğsü şişerek göğsüme yaslandı. Altında ezilmeye, o isteyerek üstümden kalkmadıkça son veremeyeceğimi biliyordum. Yatakla arasında kalan bedenimi kıvrandırıp yormak yerine onu ikna etmek için dudaklarımı araladım. "Sarhoşsun, farkında bile olmadan beni öptüğün için pişman olduğunu haykırdığın bir sabaha uyanmak istemiyorum." "Kim olduğunun farkında olmadığımı mı sanıyorsun?" diye sorarken sarhoşluğunun izlerini taşıyan sıcak nefesi yüzümü okşadı. "Karımı öptüğümün farkında olmadığımı mı sanıyorsun?" İrkilerek gözlerimi kırptım birkaç kez. Etrafta birilerinin olup olmadığını görmek için delice odaya bakındım. Kimse yoktu. Cevahir Avcıoğlu'nun beni 'karısı' olarak benliğine katmasına sebep olacağı oyunumuzun seyircilerinden hiçbiri burada değildi. Dudaklarını biraz önceki hafif baskıdan çok daha yoğun bir biçimde yeniden dudaklarıma bastırdığında zihnim binlerce soruya aynı anda yanıt aramaya başladı. Bizim dünyamızda her şey sahteydi. Her şey oyundu. Seyirciler gittiğinde perde kapanır, oyuncular birbirlerinin yanından hızla kaybolurdu. Ama şimdi ilk kez, hatta belki de son kez seyircisiz oynuyordu oyununu. Avcıoğlu'nun kurallarına kendisinden başka kimse karşı çıkamazdı. Bizim için yıkımı getirecek olan da, işte bu nedenle, bizzat kendisi olacaktı. --- '260224

More details
WpActionLinkContent Guidelines