NEDAMET

NEDAMET

  • WpView
    Reads 66,569
  • WpVote
    Votes 6,197
  • WpPart
    Parts 22
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Wed, Apr 1, 2026
Bahar, "Keşke şu an sana sarılabilseydim." diye fısıldadı göz yaşlarının arasında, kömür gözlerini sevdiği kahvelerle buluştururken... Fısıltısını duymuştu Serdar. Öfkesi bir anda sönüp kül olurken şaşkınlığı arşa çıkmıştı. Yutkunup nefesini kontrol altına almaya çalıştı önce. Ellerini arkasında birleştirip kendine engel olmak istedi hal diliyle. Çünkü şu durumda Bahar'ın isteğine karşı onu tutan tek şey Allah'ın rızasıydı. ~~~~ Yıllar önce yanlış adamı seçmenin bedelini, bugün baba evine elinde küçük bir çocukla dönmek zorunda kalarak ödüyordu Bahar. Komşularının oğlu Serdar'la değil de, doğrusunun bu olduğuna inandığı adamla evlenerek en büyük hatayı yapmıştı zamanında. Şimdi nedamet vaktiydi genç kadın için, şimdi maziye dönme vaktiydi... Giderken son gördüğü de, döndüğünde ilk bulduğu da yine Serdar olacaktı. Artık savaş pilotu olan binbaşı Çelebi'ydi o...
All Rights Reserved
#219
binbaşı
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Laura Gercek ailem (Karanlik aşk)
  • HEKİMOĞLU | Köy - Zoraki Evlilik
  • AŞİRET Mİ!? -Gerçek Ailem-
  • FERAYE | NEFRETTEN AŞKA (Tamamlandı)
  • Sessiz Yemin
  • Vatan Uğruna
  • Halısaha |texting
  • ULAŞAMIYORUM/TEXTİNG
  • Karven

Laura Gercak ailem (Karanlik aşk) kitabında hem Gerçek ailem konulu sonlara dogru ise mafya kocamiz da gelecek buna göre okuyun. Kesit. Hiç durmadan koşuyordum. Ciğerlerim yırtılırcasına yanıyor, göğüs kafesime iğneler batıyordu. Ağaçların silueti, tepemdeki ay ışığı altında bir hayalet ordusu gibi uzayıp gidiyordu. Ara ara omuzumun üzerinden arkama bakıyor, peşimden gelip gelmediğini kontrol ediyordum. Bu sefer... bu sefer beni gerçekten öldürürlerdi. ​Kimden kaçtığımı merak ediyorsanız, babadan kaçıyordum. ​Ben Laura Yel, 16 yaşındayım. "Baba" dediğim kişi, Mithat Yel. Maalesef ona gönül rahatlığıyla babam diyemiyorum, çünkü o bana hiç öyle davranmadı. O, beni suskunluğa mahkûm etti. ​Keşke her şey sadece suskunlukla bitseydi. Bin bir türlü işkence, rutubetli karanlık odalar ve... en önemlisi sol bileğimin hemen yukarısındaki büyük yara. O yara, içimdeki küçük ışığı tamamen söndüren, acı bir hatıraydı. Onu, daha on yaşımdayken duvara bir güneş resmi çizdiğim için yapmıştı. Masum bir çizim için beni sandalyeye bağlayıp, o yarayı bileğime kazımıştı. Yarağın nasıl bir şey olduğunu, neyi temsil ettiğini daha sonra detaylı bir şekilde anlatırım. ​O yaradan sonra ne olursa olsun tek kelime etmedim. İşkencelerinde çığlık atmadım, yalvarmadım. Daha küçük yaşta büyümek, sessiz ve dayanıklı olmak zorunda kaldım.

More details
WpActionLinkContent Guidelines