"seni çok seviyorum" dedim, biraz sessiz çıkmıştı laf ağzımdan ama duymuştu
"sevgili olduğumuzdan beri ilk kez duydum bunu senden"
gülümsedim, ateş basmıştı
beni kucakladı ve tezgahın üzerine oturmamı sağladı, boy farkını kapatmak istiyor gibiydi
oturdum ve bacaklarımı ona sarıp bedenimi bedenine yasladım
"yemek yerine seni yesem nasıl olur" dedi gülümseyerek, ama sesi gayet ciddiydi
"hmmm" dudağından öptüm
öpüşüme karşılık verdi ve elini belime doladı, bacağım onu sarıp sarmalarken puzzle gibi birleşmiştik
eli tişörtümün içine girdi ve oralarda dolandı
ısınmaya başlamıştım, biraz daha temas edersek eriyebilirdim
dudaklarımız ayrılmadan beni kucakladı, salona götürdü ve koltuğa oturmamı sağladı
üzerime doğru eğildi
elimi tişörtünün içine soktum
sırtında tırnağımı gezdirmeye başladım
bacağımı ona sürtüyordum, ateşle yanıyordum,
dudağını dudağımdan ayırdı ve doğrulmaya çalıştı, gömleğinin yakasından tuttum ve onu yine kendime çektim
anlamıştı. geri adım atmayacaktım...
Hayatın ne getireceğini hiçkimse bilemezdi.
Yüzleştiği ihanetin sonucunda yıllarını içeride yitirmiş bir adam özgürlüğüne kavuştuğunda karşılaşacağı sürprizden habersizdi. Yıllar ondan birçok şey götürdüğünü düşünüyordu: neşesini,inancını ve merhametini. Peki gerçekten öyle miydi, karşılaştığı manzaraya kayıtsız kalabilecek miydi?
"Nasıl? Nasıl yani?" konuşurken kekelememe engel olamamıştım. Duyduklarım karşısında vücudumdaki bütün kanın çekildiğini hissediyordum.
Ben hâla duyduklarımı anlamlandırmaya çalışırken karşı tarafta polis memurunun her şeyin kontrol altında olduğunu hissettirmeye çalışan konuşması devam ediyordu.
"Kendisi ekiplerimiz tarafından karakol civarında bulundu. Üzerinde telefon numaranızın bulunduğu mektup sayesinde sizlere ulaştık. Şu an karakolumuzda, durumu iyi. Uygunsanız gelip teslim alabilirsiniz."