Story cover for Ambivalans by xduruq
Ambivalans
  • WpView
    MGA BUMASA 279
  • WpVote
    Mga Boto 51
  • WpPart
    Mga Parte 7
  • WpView
    MGA BUMASA 279
  • WpVote
    Mga Boto 51
  • WpPart
    Mga Parte 7
Ongoing, Unang na-publish Oct 31, 2023
Derin Sönmez  bir polis üniversiteden yeni mezun olmuş bir karakterimiz Derin mezun olmadan 6 ay önce trafik kazasında anne ve babasını kaybetmiştir ve Derin kazadan sonra komaya girer ve yan yataktaki hastayı ziyarete gelen adamın kötü planlarını duyar ve komadan çıkınca hafızasını kaybediyor polis olduktan sonra bir savcı Derini davasına alıyor davada bir seri katil var katilin lakabı profesör çünkü kurbanlarının bazı parçalarını kesip ormana bırakıyor katile profesör demelerinin nedeni kurbanlarının parçalarını çok profesyonel şekilde kesiyor Derin bunu bir süre araştırıyor sonra hafızasını yavaş yavaş hatırlamaya başlıyor ve o olanlar aklına gelince ağlamaya başlıyor ve bir anda birisi Derini bayıltıyor Derin uyanınca kendisini bir odada buluyor odada yatak dışında hiçbir şey yoktu sonra katilimiz (adını söylemiyim) Derinin odasına geliyo ve Derine herşeyi anlatmasını söylüyor ama Derin ne anlatacağını bilmediği için hiçbir şey demiyor sonra katilimiz odadan çıkıyor Derin kaçmak için bir yer arıyor ama odada pencere bile yok peki sonra savcımız Derinin kaybolduğunu biliyor ama susmak zorunda kalıyor...
şimdilik bu kadar gerisini kitapta okursunuz görüşürüz
All Rights Reserved
Sign up to add Ambivalans to your library and receive updates
o
#2lights
Mga Alituntunin ng Nilalaman
Magugustuhan mo rin ang
𝐀𝐃𝐈𝐍 𝐇𝐀𝐋𝐀 𝐑𝐄𝐏𝐋𝐈̇𝐊𝐋𝐄𝐑𝐈̇𝐌𝐃𝐄  ni ozanakbabaxz
76 mga parte Ongoing
​Aynı sokakların tozunu yutmuş, aynı yağmurlarda ıslanmışlardı; ama kalpleri birbirine hep bir mevsim geç kalmıştı. Ozan, Kars Kalesi'nin vakur ve dondurucu sessizliğinde kendi yalnızlığını emzirirken; Sinem, İzmir'in kordon boyunda, denizin tuzuyla yıkanan yarım kalmış bir rüyanın içindeydi. Onlarınki sadece bir mesafe hikayesi değildi; hayatın ördüğü duvarların hikayesiydi. ​Ozan, başka bir kadının imzasını taşıyan bir evliliğin soğuk odalarında yankılanan bir sessizlikti. ​Sinem ise kalbini bir başkasına emanet etmiş ama ruhunu hep o eksik parçada bırakmış bir sığınmacıydı. ​Aşkları, nefretin en koyu tonuyla beslendi. Önce birbirlerinden kaçtılar; çünkü birbirlerinde gördükleri şey, vazgeçmek zorunda kaldıkları hayalleriydi. Kars Kalesi, onların imkansızlığının şahidiydi. Karlar altında kalan o devasa taşlar gibi, duyguları da buz tutmuştu. Ancak İzmir'e uzanan o gizli yollar, buzları eritmeye yetti. İzmir'in neşesi, Kars'ın hüznüne çarptığında; nefret yerini tutkuya, sitem yerini teslimiyete bıraktı. ​"Sen Kars'ın hiç bitmeyen kışıydın, ben İzmir'in hiç dinmeyen rüzgarı. Biz aynı cümlenin içinde yan yana gelemeyen, ama noktası aynı yere konan iki devrik hikayeyiz." ​Yıllarca aynı şehirde nefes alıp, birbirinin içinden geçip giden ama asla dokunamayan iki ruhun, geç kalmışlıkları üzerine kurulu bu destan; şimdi yasak bir sevdanın küllerinden yeniden doğuyor.
Çiçekçi (Tefeci Kurgusu) ni irmmmaaakk
26 mga parte Ongoing
Genç kız annesini ve babasını kaybettikten sonra onlardan kalan çiçekçi dükkânını işletmeye başlar. Bir gün müşterilerinin fazla olması yüzünden dükkânı geç kapatır. Yolda ilerlerken eve daha erken gitmek istediği için kısa yolu tercih eder. Ve orada iki adamın, yan komşusu olan adamı kaçırmaya çalıştıklarını görür. Nereden bilebilirdi ki sırf bu yüzden tüm dünyasının değişeceğini? ... Daha fazla bazı şeyleri incelemeden masanın arkasında duran adama döndüm. odanın yarısı camdan oluşuyordu ve o da elindeki viski bardağıyla sırtı bize dönük camın ardındakileri izliyordu. Baya haybetli duruyordu. Sırtı oldukça genişti. Bir an, çok kısa bir an o sırtı çıplak bir şekilde hayal ettim ve ettiğim gibide aklımdan attım bu düşünceyi. Beni bu düşüncelerden koparan Hakan oldu. "Kuzgun, sana bir misafir getirdim." "Volkan iti mi?" diyen kalın sesle nefesimi götümden aldım çok kısa bir an. "Hayır. Onun mekanında misafir ettiği bir çocuk." dedi Hakan. Şu iki günde herkes için çocuk olup çıkmıştım. Bu kadar mı küçük duruyordum sahi? Adam, yani Kuzgun ağır ağır arkasını dönünce tükürüğüm boğazımda kaldı. Hiçte nazik olmayacak şekilde öksürürken utançtan yüzlerine bakamayıp arkamı döndüm. Avucumu dudaklarıma bastırıp öksürüğümü durdurmaya çalıştım ama inatmış gibi durmadı. Panikle kalbime vurdum durması için. Öksürüğümle kalbimin ne alakası olduğunu sormayın, bende bilmiyorum. Hakan yine hızır gibi yetişti. Bana dönerek eliyle sırtıma vurdu. Ama nasıl vurma. Öksürüğüm durdu ama sırtımın acısı daha çok yaktı canımı. Dudaklarımı bir birine bastırdım inlememek için. Ama öksürüğüm durmasına rağmen hala inatla bir kez daha vurunca kafamı çevirip ters bir bakış attım. Sessiz olmaya çalışarak "Ne yaptığını sanıyorsun sen?! Sırtım yerinden çıktı! O nasıl vurma
YARALASAR(Kitap Oldu) ni Maral_Atmc6
56 mga parte Ongoing
"Soyun!" "Ne?" Yaşlı adam oturduğu masada kaşlarını çatmıştı ki yanındaki kadın tebessüm ederek bana döndü. "Sadece hırkanı çıkar ve bize sol kolunu göster." Tedirginlik içinde onlara baktığımda uzun bir masada oturan toplam on kişi görmüştüm. Ben kapıya yakın bir yerde duruyordum ve yanımda benimle aynı yaşta olan altı çocuk daha vardı. Sağımdaki kızın sol kolundaki yarasa damgasını gördüğümde sertçe yutkundum. Aynı damgadan benimde kolumda vardı. "Neyi bekliyorsun?" Bu soğuk ses yaşlı adamın sağ tarafında oturan kişiden gelmişti. Başını önündeki dosyadan hiç kaldırmadığı için yüzünü iyi göremiyorum. Hırkamı çıkardığımda benimle aynı hizada duran çocuklar koluma baktı. "Sende Yarasalardan birisin." Yaşlı adamın sesi huzursuz çıkmıştı. "Nasıl damgalandığını hatırlıyor musun?" Yine o adam konuşmuştu ve hâlâ başı önündeki dosyadaydı. İyi hatırlıyordum. "Hayır." Onlara güvenmiyorum. Cevabım ile kalem tutan eli hareketsiz kalmış fakat başını kaldırmamıştı. "Artık bizi neden buraya getirdiğinizi açıklayacak mısınız?" Yanımdaki çocuklardan biri konuşmuştu. Yaşlı adam sıkıntıyla bir nefes alarak bizlere baktı. "Aslında hepiniz aynı çocuk yurdunda bir zamanlar kaldınız. Peşinde olduğumuz biri var ve o yurttaki otuz çocuğu damgaladı. Şimdi yeniden ortaya çıktı ve Yarasaları bulup hepsini öldürüyor." Sanırım Yarasalar biz oluyorduk. "Bizimle işbirliği yapmak zorundasınız, tabii yaşamak istiyorsanız?" Masadakilere döndü. "Herkes kendi eğiteceği çocuğu seçsin. Unutmayın seçeceğiniz çaylaktan siz sorumlusunuz." Burada neler olduğunu anlamıyorum. Masadakiler bizi incelerken o başını hiç kaldırmayan adamın sesini duydum. "Gözlüklü kızı ben eğiteceğim." Burada gözlük takan sadece bendim.
Magugustuhan mo rin ang
Slide 1 of 10
SOYADINDA ZİNCİR cover
ÂFİTAP cover
Zorbanın Bedeninde cover
𝐀𝐃𝐈𝐍 𝐇𝐀𝐋𝐀 𝐑𝐄𝐏𝐋𝐈̇𝐊𝐋𝐄𝐑𝐈̇𝐌𝐃𝐄  cover
KARANLIK ADAMIN LÂL GELİNİ cover
5. seviye cover
Cansız Manken (+18) cover
CÜDA VİSALİ / GERÇEK AİLEM  cover
Çiçekçi (Tefeci Kurgusu) cover
YARALASAR(Kitap Oldu) cover

SOYADINDA ZİNCİR

36 mga parte Ongoing

Birbirine mecbur bırakılan iki yabancı. Biri inatçı, diğeri tahammül sınırlarını zorlayacak kadar dik başlı. Ve ikisini de aynı ateşe sürükleyen tek bir kelime, İntikam. Yıllar sonra ülkesine dönen genç kadın, ailesinin düşmanlarına karşı güç kazanmak uğruna hiç istemediği bir evliliğe mahkûm edilir. Onu bekleyen adam ise, kaybettiği kardeşinin intikamını almak için bu birlikteliği bir fırsata çevirmeye kararlıdır. Ancak hiçbir plan, iki ateşli ruhun karşı karşıya geldiğinde savrulan kıvılcımları hesap edemez. Bu evlilik; savaşacakları, direnecekleri, birbirlerine meydan okuyacakları bir arenaya dönüşür. Ve intikam için başlayan bu yolculuk, beklenmedik bir yerden -kalplerinden- çatlamaya başlar. Peki nefretle atılan imzalar, gün gelir vuslata dönüşürse... O an, kim kazanır; kim yenilir? Ateşin içine atılan iki yürek, sonunda birbirine mi yanacak, yoksa birbirini mi yakacak? Bu hikayede geçen kurumlar, yerler, olay örgüleri şahsıma, yani yazarın hayal gücüne aittir, benzeri yoktur bilginize. !!!Wattpadde SOYADINDA ZİNCİR adında yazılan ilk kitaptır.!!!!