Ölüm Zambağına Merhaba De.
  • Reads 776
  • Votes 85
  • Parts 21
  • Reads 776
  • Votes 85
  • Parts 21
Complete, First published Nov 02, 2023
Livia, tek arkadaşı Zeze öldükten sonra toparlanamaz. Bu sırada öğretmeni Bay Olive, Livia'ya bir ödev verir. Livia yüz gün içinde bir arkadaş edinmelidir. Zeze'den başkasıyla arkadaş olma düşüncesi her ne kadar Livia'ya acı verse de okul yılını tamamlamak için ödevi teslim etmelidir. Bunun üzerine Livia bir dilek diler: "Lütfen Zeze'yi kurtar."

Sonraki sabah Livia uyandığında, arkadaşı Zeze'nin ölmeden önceki zamanlarında olduğu fark eder. Onu çok özleyen Livia, yazgıya meydan okuyup Zeze'yi kurtarmayı kafasına koyar.

_~_*_~_

Sevgili arkadaşım Zeze, ben seninle çok şey konuşabilirdim ama ölümünü değil. Kaldıramayacağım kadar büyük bir acı çünkü. Anlatmaya başladığımda kelimeler buruşuyor. Manasını yitiriyor. Mesela sensizlik diyorum. Sensiz kaldım. Sana ulaşmıyor söylediklerim. Çünkü ölmüştün Zeze. Ölüler ülkesinin dilini bilmiyordum.

*
All Rights Reserved
Sign up to add Ölüm Zambağına Merhaba De. to your library and receive updates
or
#161klasik
Content Guidelines
You may also like
KIZIL GECE  by DuruMavii
85 parts Complete
Ölüm uşaklarını peşime salmıştı. Soluğum korkunun soluğuna karışmıştı. Koşuyordum. Sivri dalların berelediği bacaklarım hiç durmadan hareket ediyordu. Göğsüm inip kalkıyor, kalp atışlarım boğazımda hissediliyordu. Karanlığın bağrında yalpalayan adımlarım kör bir noktaya takıldığında, bedenim tek seferde yere serildi. Dizlerime saplanan dikenler dilime canhıraş bir çığlık yuvarladı. Daha fenası yaklaşan adım seslerinin içime boca ettiği keskin ürpertiydi. "Yardım edin! Biri bana yardım etsin." Avuçlarımı kurumuş yapraklara bastırdığımda, yükselen çıtırtıları kulaklarımı tırmaladı. Kalkmak istedim, karnımda yine aynı kıpırtıyı hissettim. İçimde nereden geldiği, nasıl benimle olduğunu bilmediğim bir şey vardı. Tıpkı benim gibi çaresizce kıpırdanıyordu. Titreyen parmaklarımla karnıma dokundum. Islak yüzümü köhne ormanın derinliklerine çevirip daha güçlü bağırdım. "Yardım edin! Biri bize yardım etsin!" Yeniden koşmaya başladım. Dizlerimden akan kanların çıplak ayaklarıma süzüldüğünü hissedebiliyordum. Güçlükle ayakta tuttuğum bedenim bu kez bir ağaca çarptı. Kendimi sırt üstü yerde bulduğum an gözlerim korkuyla açıldı. Çaptığım şey ağaç değil bir yabancının sert gövdesiydi. Ancak o, bir çınar ağacı kadar uzun ve yapılıydı. Karanlık tüm ayrıntılarını ustaca gizlerken, üzerimde tepkisizce gezdirdiği bakışlarını ve silüetini ele veriyordu. Dirseklerimin üzerinde kalkmaya çalıştım. Buraya kadardı, gücüm tükenmişti. "S-sen..." Bir adım attı. Büyük ve yara izlerinin barındığı parmakları önüme uzandı. "Yardım istiyordun, değil mi?" Sesinin bir rengi olsaydı, bu kesinlikle siyah olurdu. Sesi, şavkı kırık bir siyahtan ibaretti. Şeytanın adaletsiz oyununda bana sunulan başka bir seçenek yoktu.
MEDUSANIN ÖLÜ KUMLARI (Kitap Oldu) by Maral_Atmc6
72 parts Ongoing
Elzem Akay'ın sıradan ama güzel bir hayatı vardı. En iyi okullarda okumuş, en güzel oyuncaklara ve kıyafetlere sahip olmuştu. En değerli mücevherler daima onun boynunu süslemiştir. Lüks içinde yaşarken hayatta istediği her şeye kolayca sahip olmuştu. Üzerine titreyen iki abisi, onu hep güldüren kız kardeşi, iyi bir yengesi ve onu sürekli çıldırtan bir hizmetçisi varken hayat ona karşı fazlasıyla cömertti. Tüm bunları ne bozabilirdi ki? Bir gece korkunç bir ritüele kurban edildiğinde gözlerini bambaşka bir dünyada açar. Orta Çağın hiyerarşisinin içinde kalmışken eve dönmek hiç kolay değildi. Kendi dünyasında bir öğretmenken Ölümsüzlerin akademisinde bir hizmetçi olunca, sınıf farkının acımasız gerçekleriyle yüzleşir. Burası onun dünyası değildi, burası barbarların hüküm sürdüğü Araftı ve o, hayatta kalmak istiyorsa lüks alışkanlıklarından ödün vermeyi öğrenmeliydi. *** "Medeniyet yoksunu, vahşi barbar!" diye ona sesimi yükselttiğimde çatılan kaşları umurumda bile değildi. Tüm gün kuyudan su çeken o değildi. "Şu sivri dilin bir gün başına bela olacak." Sert bakışlarla beni uyardıktan sonra merdiveni işaret etti. "Kahyadan fırça yemek istemiyorsan işinin başına dön." "O kadın bir cadı." Ondan bahsederken bile tiksintiyle yüzümü buruşturdum. "Bence benden nefret ediyor." "Hayret." Kaşları alayla yukarı kalktı. "Oysaki çok sevilesi bir kadınsın." İğneleyici sesiyle ters ters ona baktım. "Sizde öyle Savcı Bey," dedim oyunbaz bir ifadeyle. "Sizi görenlerin yüzünde güller açıyor." "Bunu inanarak söylemiyorsun." "Tabii ki inanarak söylemiyorum." Gülerek bana ikinci kez merdiveni işaret etti. "İşinin başına dön aksi taktirde yarın seni sınıfıma almam. Bir hizmetçiye ders verdiğim için yeterince sorun yaşıyorum." Bu vahşiler kendi dünyamda ne kadar zengin ve asil olduğumu anlamak istemiyordu.
You may also like
Slide 1 of 10
PARANOYAK (BİTTİ) cover
Alfa Kralın İnsan Eşi cover
Ejderhanın Tutsağı cover
Kaybolan Ruhlar cover
Gökyüzü'nün İçinde 1 - Karanlık Zihinler (TAMAMLANDI) cover
ÖLÜLER ŞARAP KOKAR cover
KIZIL GECE  cover
Kırmızı Şiir Defterim cover
MEDUSANIN ÖLÜ KUMLARI (Kitap Oldu) cover
Kelebeğin Papatyası  cover

PARANOYAK (BİTTİ)

37 parts Complete

"Aslında bakarsan etrafındaki çoğu insan kimsesiz ve terk edilmiş. Sen her ilkbaharda çiçeklerle bezenen ağaçların, her sonbaharda acımasızca terk edilmediğini mi sanıyorsun? İnsanoğlu bile o çok sevdiği fani dünyayı terk edecek, bu dünyaya alışman için her şeyi öğrendiğin, zamanında onun rahminde can bulduğun anneni de terk edeceksin. Aslında bakarsan herkes acımasızca tıpkı bir döngü gibi birbirlerini terk ediyorlar. Sen anneni terk ediyorsun, annen de kendi annesini, çiçekler ağaçları, ilkbahar ise çiçekleri... Paranoyak sevgilisi tarafından kaçırılan Çiğsel'in hikâyesi... Bilemezsiniz belki de paranoyak olan karakterler değil de bizlerdik. Bizler kim miyiz? Bizler, bu satırları okuyan herkes yani sensin. Bu kitap seni şüphelere boğacak.