Bir kurşun sesi koptu, bir fırtına çıktı, kıyamet sandım. Kıyamet olmalıydı. Değildi. Tüm bu sessizliği delip geçen kurşun bir bedeni de delip geçmişti, bizim ise yüreğimizin tam ortasına konmuştu.
Çığ düştü sandım, buz kesti bedenim, içim titredi. Buz kesen bedenime inat yüreğime bir yangın düştü. Bu kez ateş yalnızca düştüğü yeri değil, her yeri yaktı. Ateş bütün dünyayı yakmalıydı ama şu an yalnızca benim dünyam yanıyordu.
Sönmek bilmez bir ateş, dinmek bilmez bir acı başlattı o kurşun. Ölenle ölünmedi, ölenle ölünseydi ben bir an bile nefes alıyor olmazdım. Ölenle ölmeyi çok denedim, çünkü kalanla kalınmıyor.
Çünkü nefes alıp vermek yaşamak için yetmiyor.
...
Bu kitaptaki tüm kişi ve kurumlar tamamen hayal ürünüdür, gerçek kişi ve kurumlarla bir bağlantısı bulunmamaktadır.