1984 yılının ekim ayının sonlarına doğru Amerika'nın bir kasabasında, insanlar heyecanla Cadılar Bayramı partileri için hazırlıklar yapmaktaydı. Ancak bu heyecanlı atmosfer, gece yarısından sonra işlenen gizemli bir cinayetle bir anda korkunun gölgesi altına düşecekti.
Evelyn, en yakın arkadaşının ölümüyle sarsılmıştır. Arkadaşının kasabalı biri tarafından öldürüldüğünden emindir ve bu suçluyu bulmak için kararlı bir şekilde araştırmaya başlar. Kasabanın şerifi olan annesinden gizli yürütülen bu araştırmaya, yeni edindiği arkadaşları da katılırken, içinde bulundukları çember giderek daralmaktadır. Evelyn, yaşamadığı hayal kırıklıkları, pişmanlıklar ve üzüntülerle yüzleşirken, katilin izini sürekli bir adım gerisinde bulacaktır.
"Onu bulacağız, ölümle burun buruna gelsem de o şerefsizi bulup içeri attıracağım. Ancak o zaman Betty huzur içinde uyuyacak," der Evelyn kararlı bir şekilde. Arkadaşları, onun gözlerindeki bu kararlılık ve cesaretten etkilenmiştir. Kadınlar, intikam hırsıyla gözlerine büründüğünde deli gücü kazanırlar. Evelyn, adaleti sağlamak için elinden geleni yaparken, kasabanın karanlık sırları gün yüzüne çıkmaya başlar.
İnsan ne dilediğine dikkat etmeli, zira kalbinden geçen iyi ya da kötü hiçbir dilek gerçekleşmeden peşini bırakmaz, derler.
Ben, ölüm diledim.
Bir ölümle başladı her şey.
Bir başka ölüm onu izledi.
Ve bir diğeri...