KUZGUN PRENSES

KUZGUN PRENSES

  • WpView
    Reads 278
  • WpVote
    Votes 5
  • WpPart
    Parts 10
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Sun, Jun 16, 2024
WpInfo
Fiction
Fantasy
Amber Wlasar'ın hikayesi, oldukça yoğun ve dramatik bir anlatıya sahip. Bir sabah kabus gibi bir gerçeklikle uyanan genç Amber, ailesinin ve kendisinin yaşadığı trajedilere tanık olur. İlk olarak çevresindeki kaosu, savaşın acımasız yüzünü ve aile bireylerinin birer birer hayatını kaybetmesini anlatıyor. Savaşın ortasında bir yandan ailevi bağlarının kopmasına, bir yandan da düşmanın geri çekilmesine şahit olurken, Amber'ın duygusal dönüşümü ve "acımasız bir katil" haline gelme süreci vurgulanıyor. Amber, yaşadığı acıları ve kayıpları kendine ders olarak alıyor ve duygusal olarak sertleşmeye karar veriyor. Bu hikaye, Amber'in nasıl bir suikastçi ve prenses haline geldiğini, kişisel gelişimini ve zorluklar karşısında nasıl şekillendiğini anlatıyor. Hikaye, savaşın yıkıcı etkileri ve kişisel trajediler arasında bir insanın nasıl değişebileceğini dramatik bir şekilde sergiliyor.
All Rights Reserved
#6
hükümdar
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Katman :1451( Düzenleniyor) (+18)
  •  Sonu Kötü Biten Yan Karakter Oldum!
  • Kanlı Lordun Gelini
  • KORDELYA
  • İçimdeki Canavar (TAMAMLANDI)
  • YASAK TOPRAKLARIN GELİNİ-Düzenleniyor-
  • The Villainess turns the Hourglass|•ÇEVİRİ {Tamamlandı}
  • KIZIL GECE
  • FIRTINA ZAMANI
  • Bir Cadının Bedeninde Uyandım

İlk Yayın Tarihi: 9 Şubat 2026 ​"Bir arkeolog olarak toprağın altında geçmişi ararken, bir gün o geçmişin tam ortasına düşeceğimi hiç hayal etmemiştim." ​Seray için hayat; kazı alanları, tozlu kitaplar ve tarihin sessiz tanıkları olan antik parçalardan ibaretti. Ancak İstanbul'un kalbinde açılan o gizemli çukur, onu sadece toprağın altına değil, tam beş yüz yıl öncesine, 1451 yılının kışına sürükledi. ​Avucunda yanan, sırrını çözemediği o mühürle; ne olduğunu anlamadığı bir çağın, entrikalarla dolu bir sarayın ve henüz 'Fatih' olmamış ama gözlerinden ateşler saçan bir sultanın kucağına düştü. ​Şimdi Seray için hayatta kalmak, o paslı dikişlerle dolu yarasından daha zordu. Bir yanda kendi zamanına dönme arzusu, diğer yanda II. Mehmed'in sarsılmaz korumacılığı ve omuzlarına binen cihanın yükü... ​Tarih kitaplarında okuduğu o büyük fethin eşiğinde, Seray sadece bir tanık mı olacaktı yoksa o meşhur tarih sayfalarını kendi elleriyle mi yeniden yazacaktı? ​"Ben buraya ait değildim ama onun gözlerine baktığımda, ilk kez kendimi evimdeymişim gibi hissediyordum." ​Zamanın durduğu, mühürlerin konuştuğu ve kalplerin savaştığı bir hikaye başlıyor.

More details
WpActionLinkContent Guidelines