



















●Bu bir askeri kurgu hikâyesidir!● Komuta onda, yürek namludaydı. Yüzbaşı Çağatay Karaşahin, vatanı için ölmeyi değil, yaşamayı ve yaşatmayı görev edinmiş bir Özel Tim komutanıydı. Ancak en zorlu operasyonunu, dağlarda değil, kendi mahallesinde verecekti. Bir emirle dünyaları yıkan bir adam, mahallesinden gelen tek bir haberle diz çökebilir miydi? Barutun gülü boğduğu, telsiz seslerinin ninnilere karıştığı bir hikaye. "Vur emri kalbine geldiğinde, hiçbir çelik yelek seni koruyamaz Komutanım!" ~~~~~~~~~~ "Ben bir hayal değilim Çağatay." Elimi tutan eline baktım. "Yanında yürüyebileceğin bir gerçeğim." Bakışlarımı gözlerine kaldırdım. Bir an nefesini tuttu sanki. "Eğer bu yol buysa, en azından bana bakarken kurduğun hayallerde yalnız kalma." Çağatay bir şey söylemedi ama elimi de bırakmadı. Bir anlığına bakışlarını uzaklaştırdı, sanki içinden geçen düşüncelerle kısa bir savaş veriyor gibi gözleri haraket halindeydi. Çenesindeki kas sertleşti. Derin bir nefes aldı, sonra bana döndü. Bakışlarını kaçırmadı. "Tam da bu yüzden," dedi ani bir kararlılıkla. "Tam da bu yüzden." Diye tekar etti aynı şeyi. Ne demek istediğini soramadan, devam etti. "Ben seni uzaktan koruyamam, Seraye." Ses tonu düşüktü ama tereddütsüzdü. "Hayatım dikenliyse, seni o hayata yarım bir yerden sokamam." Bir an durdu. Gözlerimin içine baktı. "Yanımda olmam gerek." Kalbim hızlandı. "Resmen. Açıkça. Kimsenin bize dokunamayacağı, kimsenin seni benden alamayacağı bir şekilde." Konuşamıyordum sanki, tek bir kelime edersem bütün büyüyü bozarım gibi geliyordu. "Bu yüzden..." derin bir nefes aldı, dudaklarını araladı ama tekrar kapattı. Sanki söyleyeceği şey bir türlü ağzından çıkamıyor gibiydi. "Çağatay ben..." nihayet konuşacak gücü kendimden bulduğum anda lafımı kesti aniden. "Evlenebilir miyim ben seninle?" Sessiz bir mahal
Подробнее