KARA KARDELEN

KARA KARDELEN

  • WpView
    Membaca 718
  • WpVote
    Vote 158
  • WpPart
    Bab 72
WpMetadataReadDewasaBersambung
WpMetadataNoticePublikasi terakhir Kam, Jul 11, 2024
"Kandırdı bizi, oyuna getirdi!" "Öyle soğuk bir yerde olsun ki evimiz, bahçesinde kardelenler yetişsin. Renk, renk..." "E hadi, kapatın ışıkları da dertleşelim." Aksiyon, arkadaşlık ve aşk. Hepsi tek kitapta! Üç genç, birbirlerine sımsıkı bağlı olan üç arkadaş: Okşan, Cüneyt ve Barış. Bakalım yetişkinlik sancıları onları ele geçirecek mi, birbirlerine ihanet edip kopacaklar mı? Yoksa kalplerinin sesini dinleyip aşık mı olacaklar? Soruların cevapları içeride. "Evine hoş geldin." Benim odamda bir ev vardı. Üç yatak, üç hayat... Onların kaçıp sığınabilecekleri ikinci bir ev hep vardı benim kalbimde. Peki ya benim? Benim de var mıydı onların odasında bir yatağım, kalplerinde benim de bir yerim var mıydı? "Çünkü onlar da biliyorlardı. Bazı yaralar hiç sarılmazdı, onlar sadece birkaç damla göz yaşıyla iyileşirdi." 27/11/2023
Seluruh Hak Cipta Dilindungi Undang-Undang
Bergabunglah dengan komunitas bercerita terbesarDapatkan rekomendasi cerita yang dipersonalisasi, simpan cerita favoritmu ke perpustakaan, dan berikan komentar serta vote untuk membangun komunitasmu.
Illustration

anda mungkin juga menyukai

  • Laura Gercek ailem (Karanlik aşk)
  • Vatan Uğruna
  • Halısaha |texting
  • Sessiz Yemin
  • FERAYE | NEFRETTEN AŞKA
  • AŞİRET Mİ!? -Gerçek Ailem-
  • ULAŞAMIYORUM/TEXTİNG
  • HEKİMOĞLU | Köy - Zoraki Evlilik
  • Karven

Laura Gercak ailem (Karanlik aşk) kitabinda hem Gercek ailme konulu sonlara dogru ise mafya kocamiz da gelecek buna göre okuyun. Kesit. Hiç durmadan koşuyordum. Ciğerlerim yırtılırcasına yanıyor, göğüs kafesime iğneler batıyordu. Ağaçların silueti, tepemdeki ay ışığı altında bir hayalet ordusu gibi uzayıp gidiyordu. Ara ara omuzumun üzerinden arkama bakıyor, peşimden gelip gelmediğini kontrol ediyordum. Bu sefer... bu sefer beni gerçekten öldürürlerdi. ​Kimden kaçtığımı merak ediyorsanız, babadan kaçıyordum. ​Ben Laura Yel, 16 yaşındayım. "Baba" dediğim kişi, Mithat Yel. Maalesef ona gönül rahatlığıyla babam diyemiyorum, çünkü o bana hiç öyle davranmadı. O, beni suskunluğa mahkûm etti. ​Keşke her şey sadece suskunlukla bitseydi. Bin bir türlü işkence, rutubetli karanlık odalar ve... en önemlisi sol bileğimin hemen yukarısındaki büyük yara. O yara, içimdeki küçük ışığı tamamen söndüren, acı bir hatıraydı. Onu, daha on yaşımdayken duvara bir güneş resmi çizdiğim için yapmıştı. Masum bir çizim için beni sandalyeye bağlayıp, o yarayı bileğime kazımıştı. Yarağın nasıl bir şey olduğunu, neyi temsil ettiğini daha sonra detaylı bir şekilde anlatırım. ​O yaradan sonra ne olursa olsun tek kelime etmedim. İşkencelerinde çığlık atmadım, yalvarmadım. Daha küçük yaşta büyümek, sessiz ve dayanıklı olmak zorunda kaldım. ​Evden dışarıya çıktığım günleri toplasam bir ayı geçmez. "Peki nasıl okula gidiyorsun?" diye sorabilirsiniz. Mithat Yel çok zengin biriydi ve öğretmenleri buraya, bu dağ başındaki malikaneye getiriyordu. Doğduğumdan beri bu ıssız, gözlerden uzak yerde yaşıyordum. Bu altın kafesten kurtulmak için 15 yaşımdan bu yana tam üç kez kaçmaya çalıştım. Ve her yakaladığında, karşılığını misliyle, hatta fazlasıyla verdi. ​Ama bu dördüncü denememdi. Ve bu sefer, geri dönm

Detail lengkap
WpActionLinkPanduan Muatan