Kundakta bir bebek olarak, karanlık bir kaderin başlangıcı Carlos Bruno Rodgers'in hayatına gizemli bir notla gelir. Kont Ivan'ın elçisi olduğunu belirten bu not, Carlos'un 17. yaş gününde geri alınacağını duyurur. Rodgers ailesi, Marcus ve Valerina önderliğinde, Carlos'u sevgiyle büyütmeye karar verir.
Calvin, Adrian, Dexter ve Sky ile birlikte büyüyen Carlos, kendi doğasındaki gizemi henüz bilmeden, sıradan bir çocuk gibi masumiyet içinde zaman geçirir. Aile, onu neşe ve sevgiyle çevreler, ancak Carlos'un içinde derin bir karanlık yatmaktadır.
Carlos büyüdükçe, insan ailesinden ayrılan ve gelişen doğaüstü yeteneklerini fark eder. Hızlı iyileşme, keskin duyular ve geceye olan doğal çekim güçlenir. AncakCarlos, bu güçlerin gerçek kaynağını ve amacını bilmemektedir.
17. yaş gününde Kont İvan'ın geri dönüşüyle birlikteCarlos'un gerçek kimliği ortaya çıkar. Kont Carlos, asırlık bir lanetin ve devam eden düşmanların etkisi altında olduğunu iddia eder. Carlos, kendisine dayatılan bu kaderi kabul etmek zorunda kalır.
Carlos, gelişen yetenekleriyle başa çıkmaya ve Kont İvan'ın düşmanlarına karşı koymaya çalışırken, insan ailesiyle arasındaki bağları sorgular. Alexsandr ile olan ilişkisi, içsel bir çatışma kaynağı olurken, çocuklarıyla olan sorumlulukları da onu bir denge arayışına iter.
Gece ve gündüz arasında sıkışan Carlos, kendi kimliğini ve yerini bulma yolculuğunda kararlar almak zorundadır. Ailesini koruma, sevgiyi dengeleme ve geçmişiyle yüzleşme sürecinde, Carlos'un hikayesi, doğaüstü ve insan dünyalarını birleştirerek, bir kahramanın evrimi
"Sakin ol." Dudaklarını kulağıma yaslayarak kurduğu cümle daha fazla çırpınmamdan başka bir şeye yaramadı. Etkisinden kurtulmak için varlığından uzaklaşmam şarttı. Uzaklaşmalıydım.
Dudaklarıma bastırdığı eline doğru bağırdım fakat bağırtım boğuk bir iniltiden öteye gitmemişti.
"Seni bırakmam için önce sakin olman gerekiyor güzel eva." Şiir gibi sesi dudaklarından tenime rüzgar misali esip geçti. Açıkta kalan tenime temas eden elini yavaşca hareket ettirmeye başladı. Eline doğru içli içli nefesler verdim. Göbeğimin çevresinde dolaşan sıcak parmak uçları her bir hücremi titretti. Yavaş ve tahrik edici dokunuşları tenimi yakıp kavurdu.
Yapmamalıydı bunu. Ona olan öfkem kendini bitirecek kadar fazlayken böyle yapmamalıydı. Kokusunu soluduğumda ne ara sakinleşmeye başlamıştım? Tenime dokunmamalıydı mesela, dokunuşları ne ara beni mahvedecek kadar etkiliyordu.
Sıcak dokunuşları göbek deliğimin çevresinde devam etti, sırtımı göğsüne daha da bastırdı. Bayılmama çok az kalmıştı. Son bir irade kırıntısıyla ağzımı kapattığı elini ısırdım benden uzaklaşması için. Kıpırdamadı bile. Hatta lanet olasıca adam acıya dair tepki bile vermedi. Onun yerine sırtımı göğsüne daha sert yasladı, başını boynuma iyice yerleştirip burnunu tam şah damarımın üzerine bastırdı. Yine içine derin bir nefes çekti. Neden inatla kokumu içine işlemesini istercesine soluyordu.
"Böyle yaparak senden uzak kalmış tenimin daha da alevlenmesini sağlıyorsun lâl gülü. Rahat dur" Boynuma doğru gelen karanlık fısıltısı kanımı fokurdattı. Pislik adam resmen onu ısırmamdan tahrik olduğunu ima ediyordu!
🌹🌹
Seçim kimisi için ödül, kimisi için ceza ama seçimi yapan kişi için ölümdür.
IŞIK YILI...