Kusursuz Karanlık

Kusursuz Karanlık

  • WpView
    Reads 33
  • WpVote
    Votes 0
  • WpPart
    Parts 1
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Wed, Jun 16, 2021
WpInfo
Fiction
Fantasy
Özel güçleri olan çocuklar doğmaya başlıyor dünyada. Hiç bir şekilde kimin özel gücü var kimin yok bilinmiyor. Sadece bazı gruplaşmalar söz konusu. Sonuçta iyilikte kötülükte insanlardan çıkma. Kötü ve iyi gruplar birbirlerini tanıyor ve büyük bir çatışma içerisindeler. Fakat bu özel dünyanın dışında olanların,olup bitene hiç bir etkisi yok. Yaşamlarını sadece bu şehir efsanesini birbirlerine anlatarak sürdürüyorlar.Bu özel güce sahip olanlar ise güçlerini kişiliklerinden alıyorlar. Çok hırslı olan birisi inanılmaz bir dayanıklılığa sahipken,neşeli ve sıcakkanlı biriside insanlara temas ettiğinde kısa bir süreliğine zihinlerini kontrol edebiliyor. Peki ya iyi ve kötü gruplar bir birleriyle çatışırken bir grup iyi kötü ayırmadan hepsini avlamaya başlarsa? İyi ve kötünün birleşiminden doğan güç kontrol altına alınabilir mi ? Veya iyi her zaman kötü tarafından kandırılacak kadar saf mıdır ?
All Rights Reserved
#145
doğaüstügüçler
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Katman :1451( Düzenleniyor) (+18)
  • Kanlı Lordun Gelini
  • The Villainess turns the Hourglass|•ÇEVİRİ {Tamamlandı}
  • KIZIL GECE
  • FIRTINA ZAMANI
  • YASAK TOPRAKLARIN GELİNİ+18
  •  Sonu Kötü Biten Yan Karakter Oldum!
  • Bir Cadının Bedeninde Uyandım
  • İçimdeki Canavar (TAMAMLANDI)
  • KORDELYA

İlk Yayın Tarihi: 9 Şubat 2026 ​"Bir arkeolog olarak toprağın altında geçmişi ararken, bir gün o geçmişin tam ortasına düşeceğimi hiç hayal etmemiştim." ​Seray için hayat; kazı alanları, tozlu kitaplar ve tarihin sessiz tanıkları olan antik parçalardan ibaretti. Ancak İstanbul'un kalbinde açılan o gizemli çukur, onu sadece toprağın altına değil, tam beş yüz yıl öncesine, 1451 yılının kışına sürükledi. ​Avucunda yanan, sırrını çözemediği o mühürle; ne olduğunu anlamadığı bir çağın, entrikalarla dolu bir sarayın ve henüz 'Fatih' olmamış ama gözlerinden ateşler saçan bir sultanın kucağına düştü. ​Şimdi Seray için hayatta kalmak, o paslı dikişlerle dolu yarasından daha zordu. Bir yanda kendi zamanına dönme arzusu, diğer yanda II. Mehmed'in sarsılmaz korumacılığı ve omuzlarına binen cihanın yükü... ​Tarih kitaplarında okuduğu o büyük fethin eşiğinde, Seray sadece bir tanık mı olacaktı yoksa o meşhur tarih sayfalarını kendi elleriyle mi yeniden yazacaktı? ​"Ben buraya ait değildim ama onun gözlerine baktığımda, ilk kez kendimi evimdeymişim gibi hissediyordum." ​Zamanın durduğu, mühürlerin konuştuğu ve kalplerin savaştığı bir hikaye başlıyor.

More details
WpActionLinkContent Guidelines