"Kuşlar göçtü; bir mevsim daha terk etti bizi.
Gölgeler kanatlanıp dağılıyor ufukta.
Bazısı yâd ederken, hazin hikâyemizi;
İrisler fısıldaşır, alaca karanlıkta."
Aşk, hiçbir zaman insanoğlunun söylemlerine uygun bir tanım olmamıştır. Eğer yaratılıştan beri bize verilen her kavramın gerçekliğini en ince detayına kadar sorgulamış olsaydık, büyük ihtimalle işin içinden çıkamazdık ve yaşamak adına inandığımız tüm duygular sürekliliğini kaybederdi. Tanrı insanı her şeyi anlayabilecek bir kapasitede yarattı; aynı zamanda hiçbir şeyi anlayamayacağı dev bir cehenneme hapsetti. Eğer varoluşun temel taşlarından olan bu eylemsizliği aşabilecek gücümüz olsaydı, muhtemelen kötü olurdu. Lakin aşacak gücümüz yok; işte bu daha da kötü.
"Bir tarihle başlar her şey...
Bazen bir şiir olur, bazen bir anı.
Bazen sadece unutulmak istenmeyen bir his."
Yıldızlardan düşen parçalar gibi, her bölümde farklı bir kesit saklı.
Okudukça, kimin hikâyesi olduğunu merak edecek;
satırların arasına gizlenmiş yüzleri, sesleri ve kalpleri arayacaksınız.
Ama unutmayın:
Bazen yazılanlar, yalnızca birine okunmak için vardır.