On yıl önce başlayan istiladan önce de hayatım benzer bir şekilde ilerliyordu. Etrafta bizi yemeye çalışan mutant yaratıklar ortaya çıkmadan öncesinden bahsediyorum. Karabasanımızın gelişmesi öyle pek basit olmadı ve başını anımsadığım halde sonunu unuttum. Elli yıl sonra anımsarım belki, ama yalnızca yirmili yaşlarımda, anında çarpıldığımı anımsıyorum. Düşün kendisini anımsayamıyorum ama, bende bıraktığı izlenimi hatırlıyorum. Bu izlenimi de kuşkusuz elimden geldiğince sistemleştirdim ve ortaya inanılmaz bir hayatta kalma iç güdüsü çıktı. İlkel bir hayvan gibi, ormanlarda avlanıp hayatta kalmaya çalışırken, işte o zaman, şiddet yüklü Tanrı'nın sakladığım imgesini, şehvet yüklü imgesiyle ve her ikisini de gücü, dehşeti, hayatta kalma arzusu sonsuz olan bu çirkeflik ve bayağılık ile birleştirdim. Ve ortaya bu çıktı; benim hikayem. Bence, benim hikayemi ben değil, onlar anlatsa çok daha güzel anlatacaklar.
Biliyor musunuz? Göze almışken öldürmeliydiler beni. Onlara söylemiştim. Sıra bana geldiğinde, affetmek diye bir şey olmayacak. Nefret, kesinlikle duyduğum en kirli hazlardan. Vazgeçemediğim ve beni hayatta tutan tek duygu.
Öfke.
Katıksız bir nefret.
Çünkü nefret asla unutturmaz. Yerinde öfke insanı yormaz, hayatta kalırsınız...
Bir varmış, bir yokmuş...
Günün birinde upuzun bal rengi saçları olan güzeller güzeli bir kütüphaneci, sıradışı bir masal kitabı okumaktaymış.
Hayatı boyunca her daim yapayalnız olan bu kadın, masal kitabında tıpkı kendisi gibi yalnızlıktan ölen bir kadına öyle üzülmüş ki kitabın başında ağlaya ağlaya bitap olmuş.
Hüzünle masal kitabının eski sayfalarını çevirirken garip bir şeyi fark etmiş.
Okuduğu resimli kitapta hikâyesine kahrolduğu karakterin çizimi tıpkı kendi yüzüne benziyormuş.
Dehşet içinde kitabı kütüphane müdürüne götürmek için ayaklandığında üst raflardan kafasına düşen bir kitap, hayatını kaybetmesine neden olmuş.
Gözlerini kapatırken ölümün ani soğukluğu tarafından ele geçirilmiş.
Yeniden gözlerini açtığında ise okuduğu masal kitabı dışında hiçbir şey hatırlamıyormuş.
Ancak onu asıl şaşırtan, yapayalnız olduğu için üzüldüğü kadının bedeninde uyanmasıymış...
Vivara Thasisa'nın...