Öylece durdum ve ona baktım. Elindeki uzun bastonu sıkıca tutmuş, öylece dikiliyordu. Gözlerindeki siyah gözlüklerin ardındaki uzun kiprikleri birbiri üzerine mühürlenmişti. Ben renklere bu kadar kör iken, o nasıl olur benden daha renkli olabilirdi ki?
"Ertuğ, söylesene," dediğimde başını bana döndürdü. "Sence hayaller ne renktir?"
Başta duraksadı, hatta düşündü. Geniş sayılmasa da açık alnındaki çizgiler gerindi ve hafifçe çıkmaya başlamış sakalları arasındaki dudakları aralandı.
"Senin hayallerin mi, benim hayallerim mi?" diye sordu.
"Senin hayallerin," diye yanıtladım. Hiç beklemedi ve bana cevap verdi.
"Benim hayallerim senin gözlerinin gördüğü her renk, Ahu."
❗18+ sahneler vardır şiddet içerir sevmeyen okumasın sonra gelip yorumlarda psikolog rolü yapmayın
Bu kurgunun kendime ait olduğunu belirteyim sonra çalınmış ismi verilmesin
İçine öfke hissi dolmuştu
Nasıl yapardı bunu?
Nasıl cesaret ederdi buna
Esra onu bırakıp gitmeyi gerçekten göze almışmıydı?
Esra onu gerçekten sevmeyi bırakmış mıydı?
Kendini geçmiş nasıl çocuklarını yalnız bırakırdı?
Ondan olan iki canı bırakıp gidecek kadar bıkmış mıydı kocasından?
Ateşin kafasındaki düşünceler susmuyordu
O sadece Esrayı istiyordu
Belkide istemiyordu
İçindeki duyguyu o bile bilmiyordu
Ama Ateş şuan sedyede yatan karısından başka birşey görmek istemiyordu
Ona iyi davranmasa bile karısının yanına gelirdi hep çünkü bilirdi Esra gidemezdi
Esra kaçamazdı ondan
Yapamazdı
Onu yalnız bırakmazdı
Çünkü Esra fazla iyiydi
Fazla saf
Fazla masum biriydi
Çok zor şeyler yaşamış
Şiddet görmüş
Susmaya mahkum bırakılmış
Korkak bir kadındı Esra
Kocasından korkan
Ateş bunun farkındaydı
Ne yapacağını bu kez koskoca Ateş Özar bile bilmiyordu