Rinosels'in Vârisi

Rinosels'in Vârisi

  • WpView
    Reads 541
  • WpVote
    Votes 177
  • WpPart
    Parts 16
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Sun, Nov 30, 2025
"Kader bizi tekrar buluşturana dek, yollarımız kesişecek Endymion." Ona söylediğim son söz buydu... Sürgün edilmiş bir prenses. Light soyundan gelen Rüzgar Prensesi Serenity, rüzgar tanrısı olarak bilinirdi. Annesi Kraliçe Emily'nin ona ihanet etmesiyle sürgün edilir. Yollarda kaybolan Rüzgar Prensesi, en büyük düşmanları olan Kral Alucard Rinosels'in toprakları - Rinosels Krallığı - sınırlarına ayak basmak zorunda kalır. Korkarak etrafta gezinen prensesi, tahtın en güçlü varisi olan Prens Endymion bulur ve onu babasının ellerine teslim eder. Babası Kral Alucard, prensesi öldürmez ve sarayında kalmasını emreder. Bu süre zarfında prensesi korkunç şeyler beklemektedir. Bunun üzerine Prens Endymion, kendinde daha önce hiç hissetmediği bir duyguyu hisseder... Aşk. Tabii, Light Krallığı'nda büyük bir kargaşa hüküm sürmektedir. Prenses Lilith, Karanlığın Prensesi, ablası Veronica tarafından kandırılmış; annesine itaatsizlik ederek ikiz kardeşi Serenity'yi aramaya koyulmuştur. Bu savaşta ne kazanılacaktı? Aşk mı? Yoksa güç mü?
All Rights Reserved
#298
kardeşler
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Katman :1451( Düzenleniyor) (+18)
  • Kanlı Lordun Gelini
  • The Villainess turns the Hourglass|•ÇEVİRİ {Tamamlandı}
  • KORDELYA
  •  Sonu Kötü Biten Yan Karakter Oldum!
  • FIRTINA ZAMANI
  • KIZIL GECE
  • YASAK TOPRAKLARIN GELİNİ +18-Tamamlandı-
  • İçimdeki Canavar (TAMAMLANDI)
  • Bir Cadının Bedeninde Uyandım

İlk Yayın Tarihi: 9 Şubat 2026 ​"Bir arkeolog olarak toprağın altında geçmişi ararken, bir gün o geçmişin tam ortasına düşeceğimi hiç hayal etmemiştim." ​Seray için hayat; kazı alanları, tozlu kitaplar ve tarihin sessiz tanıkları olan antik parçalardan ibaretti. Ancak İstanbul'un kalbinde açılan o gizemli çukur, onu sadece toprağın altına değil, tam beş yüz yıl öncesine, 1451 yılının kışına sürükledi. ​Avucunda yanan, sırrını çözemediği o mühürle; ne olduğunu anlamadığı bir çağın, entrikalarla dolu bir sarayın ve henüz 'Fatih' olmamış ama gözlerinden ateşler saçan bir sultanın kucağına düştü. ​Şimdi Seray için hayatta kalmak, o paslı dikişlerle dolu yarasından daha zordu. Bir yanda kendi zamanına dönme arzusu, diğer yanda II. Mehmed'in sarsılmaz korumacılığı ve omuzlarına binen cihanın yükü... ​Tarih kitaplarında okuduğu o büyük fethin eşiğinde, Seray sadece bir tanık mı olacaktı yoksa o meşhur tarih sayfalarını kendi elleriyle mi yeniden yazacaktı? ​"Ben buraya ait değildim ama onun gözlerine baktığımda, ilk kez kendimi evimdeymişim gibi hissediyordum." ​Zamanın durduğu, mühürlerin konuştuğu ve kalplerin savaştığı bir hikaye başlıyor.

More details
WpActionLinkContent Guidelines