Bıçağın keskin ucunu boynumda hissetmemle, vücudumu bir korku sarmıştı. Beni öldürecekti. "Dur," dedim. "Yapma. Benim."
Donuk olan gözlerinde bir insanlık belirtisi aradım ama yoktu. Bu adam tadığım o masum çocuk olamazdı. Hayır.
"Neden geldin?" diye bir soru döküldü dudaklarından.
"Gelmem gerekti. Çünkü... Çünkü bana ihtiyacın var."
Bıçağı boynuma daha çok bastırdı ve
"Hayır." dedi. "Benim sana ihtiyacım yok. Ben seni geçmişte bıraktım, diğer her şey gibi."
Boğazımdan aşağıya doğru bir sıcaklığın indiğini hissettim. "Senin bana ihtiyacım var." Saçlarımdan tutup kafamı, sırtımı dayadığım duvara geçirdi. Hissettiğim acı dayanılmazdı. Bir kaç saniye sonra, gözlerim kararmış ve kendimi yerde bulmuştum. Ardından onun sesini tekrar duydum. "Ama merak etme, burada ölmene izin vermeyeceğim."
Hedefleri için gözünü karartmış olan Alin, bir yıl daha sınava çalışma kararı alır. Her şeyi bir kenara bırakmış, yalnızca derslerine odaklanmışken, kütüphanede tanıştığı bir adamla sınırlarını koruyacak mı yoksa yıkacak mıydı?
•
Arkamı döndüm ve apartmanın girişine doğru ilerledim. Kapıyı açmak için bir hamle yapacakken sesini duydum. "Alin!"
Omzumun üzerinde ona baktım. Dudaklarındaki o güzel kıvrılma görülmeye değerdi. "Sevgilim veya bir flörtüm olursa, bu yalnızca sen olursun."