Dildade (eşsiz mücevher)

Dildade (eşsiz mücevher)

  • WpView
    Reads 8,862
  • WpVote
    Votes 697
  • WpPart
    Parts 20
WpMetadataReadMatureOngoing
WpMetadataNoticeLast published Tue, Jun 11, 2024
Ağıtlar bir ailenin üzerine yıkılırken berçemi yüreğinden hançerlemişti, sevdiği adamın ihanetinde kavrulurken öte yandan hayatını mahvettiği adamın nefreti cehennemin en kötü yanını gösteriyordu ona. Ağızlardan tek bir çığlık yükseldi ve adam kadının gözlerine bakarak yeminler etti. "Seni asla affetmeyeceğim berçem asla kalbime giremeyeceksin!" ** Saniyelerden altı, vicdan kılıcı kaburga kemiklerinden kimsesizler evini kırıp geçiriyor. Nefretin süngüleri vücudunu paramparça ediyor, ukte kalıyor içinde yarım kalmışlıklar genç kadının. Acı içinde sancıyan ruhunu yaslamak için soluk soluğa bir beden ararken nefretle gözleri titreyen adamla göz göze geldi. Ela hareleri nefretle yanarken karşısında acizce kıvranan kadına baktı göz ucuyla. Berçem çaresizce bitkin kollarını kaldırdığında adam bir adım kaçmaktan utanmamıştı, "Ne olur bir kere sarılmama izin ver." Nefeslerinin sonuna gelmiş gibi kan çanağına dönmüş gözlerini yere çevirdi. Karşısında uzun süre sessiz kalan adama göz ucuyla bakıp bitkin ruhunu onun göğsüne yasladı. Hayatını mahvettiği adamın kollarında teselli buldu genç kadın. "Böyle yaparak beni elden ayaktan düşürme..." fısıltısı kulağına ulaştığında bunun kuru bir teselli sözü olduğunu buz gibi yüzüne çarpan ses tonundan anlamıştı berçem...
All Rights Reserved
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Laura Gercek ailem (Karanlik aşk)
  • ULAŞAMIYORUM/TEXTİNG
  • Karven
  • Sessiz Yemin
  • AŞİRET Mİ!? -Gerçek Ailem-
  • HEKİMOĞLU | Köy - Zoraki Evlilik
  • Vatan Uğruna
  • FERAYE | NEFRETTEN AŞKA
  • Halısaha |texting

Laura Gercak ailem (Karanlik aşk) kitabinda hem Gercek ailme konulu sonlara dogru ise mafya kocamiz da gelecek buna göre okuyun. Kesit. Hiç durmadan koşuyordum. Ciğerlerim yırtılırcasına yanıyor, göğüs kafesime iğneler batıyordu. Ağaçların silueti, tepemdeki ay ışığı altında bir hayalet ordusu gibi uzayıp gidiyordu. Ara ara omuzumun üzerinden arkama bakıyor, peşimden gelip gelmediğini kontrol ediyordum. Bu sefer... bu sefer beni gerçekten öldürürlerdi. ​Kimden kaçtığımı merak ediyorsanız, babadan kaçıyordum. ​Ben Laura Yel, 16 yaşındayım. "Baba" dediğim kişi, Mithat Yel. Maalesef ona gönül rahatlığıyla babam diyemiyorum, çünkü o bana hiç öyle davranmadı. O, beni suskunluğa mahkûm etti. ​Keşke her şey sadece suskunlukla bitseydi. Bin bir türlü işkence, rutubetli karanlık odalar ve... en önemlisi sol bileğimin hemen yukarısındaki büyük yara. O yara, içimdeki küçük ışığı tamamen söndüren, acı bir hatıraydı. Onu, daha on yaşımdayken duvara bir güneş resmi çizdiğim için yapmıştı. Masum bir çizim için beni sandalyeye bağlayıp, o yarayı bileğime kazımıştı. Yarağın nasıl bir şey olduğunu, neyi temsil ettiğini daha sonra detaylı bir şekilde anlatırım. ​O yaradan sonra ne olursa olsun tek kelime etmedim. İşkencelerinde çığlık atmadım, yalvarmadım. Daha küçük yaşta büyümek, sessiz ve dayanıklı olmak zorunda kaldım. ​Evden dışarıya çıktığım günleri toplasam bir ayı geçmez. "Peki nasıl okula gidiyorsun?" diye sorabilirsiniz. Mithat Yel çok zengin biriydi ve öğretmenleri buraya, bu dağ başındaki malikaneye getiriyordu. Doğduğumdan beri bu ıssız, gözlerden uzak yerde yaşıyordum. Bu altın kafesten kurtulmak için 15 yaşımdan bu yana tam üç kez kaçmaya çalıştım. Ve her yakaladığında, karşılığını misliyle, hatta fazlasıyla verdi. ​Ama bu dördüncü denememdi. Ve bu sefer, geri dönm

More details
WpActionLinkContent Guidelines