Üç Mucize

Üç Mucize

  • WpView
    LECTURES 41
  • WpVote
    Votes 0
  • WpPart
    Chapitres 2
WpMetadataReadEn cours d'écriture
WpMetadataNoticeDernière publication dim., janv. 14, 2024
Hikaye mitolojik canlıların (Vampirler, kutadamlar, periler, elfler, sirenler, gumiholar, cadılar, şeytanlar, melekler...) yaşadığı ve hiçbir özelliğe sahip olmayan insanların köleleştirilip kullanıldığı bir evrende geçmektedir. Bu evrendeki iki aşık kölenin üç mucizevi mitolojik kızları olur. Kızlar özel güçleri nedeniyle ailelerinin aksine köleleştirilmeyip devlet tarafından okumalarına imkan sağlanmıştır ve küçük yaşlardan beri köle annelerinin onları emzirmesine izin verilen kızlar büyüdüklerinde ise devlet yetimhanesinde kalırlar. Onlar gibi mitolojik canlıların okuduğu Semeria Mitoloji Okulunda öğrenimlerini devam ettiren kızların başlarına bir dizi olay gelir. Birbirlerine olağanüstü bir bağ besleyen kızlar bu olayları nasıl atlatacak birlikte görelim....
Tous Droits Réservés
#926
kurtadam
WpChevronRight
Rejoignez la plus grande communauté de conteursObtiens des recommandations personnalisées d'histoires, enregistre tes préférées dans ta bibliothèque, commente et vote pour développer ta communauté.
Illustration

Vous aimerez aussi

  • SİYAHIN BEYAZI
  • Gerçek Ailem~ Eliz
  • Aile Sırları
  • HER KİMSEN
  •  ABİLERİM Mİ?
  • Cemre Karadeniz'e Düşerse/GERÇEK AILEM
  • ISSIZ ADA (+18)
  • KURTBEY
  • DELİ YÜZBAŞI (+21)

Miray Aras, hastanenin yoğun kokusu ve telaşlı kalabalığı arasında, beyaz önlüğünün eteklerini uçuşturarak odasına doğru ilerliyordu. Uzun bir nöbetin yorgunluğu omuzlarına binmişti ki, genç bir hemşire nefes nefese yanına yaklaştı. "Miray Hocam, Başhekim Murat Hoca sizi odasında bekliyor. Önemli olduğunu söyledi," dedi hemşire. Miray, yorgunluğunu bir kenara itip rotasını başhekimliğe çevirdi. Murat Bey disiplinli bir adamdı; eğer çağırıyorsa bu ya yeni bir vaka ya da ciddi bir durum demekti. Koridorun sonundaki kapının önüne geldiğinde duraksadı, üzerini düzeltti ve kapıyı sertçe çaldı. İçeri girdiğinde çalışma masasının önünde, her zamanki profesyonel duruşuyla dikildi. Gözleri masanın önündeki boş koltuklara kaydı, ardından Murat Bey'in koltuğuna baktı. Koltuk arkası dönük duruyordu. Murat Hoca'nın orada olduğunu düşünerek hafifçe boğazını temizledi: "Buyurun hocam, beni çağırmışsınız?" Koltuk yavaşça, gıcırdayarak öne doğru döndü. Ancak Miray'ın karşısında görmeyi beklediği babacan Başhekim yoktu. Onun yerine, pahalı takım elbisesi içinde oldukça genç, keskin hatlı ve fazlasıyla yakışıklı bir adam oturuyordu. Adamın yüzünde, zafer kazanmışçasına kibirli bir gülümseme yayıldı. Miray kaşlarını çatarak bir adım geri gitti. "Siz kimsiniz? Murat Hoca nerede?" Genç adam, sanki karşısındaki şaşkınlıktan keyif alıyormuş gibi arkasına yaslandı. Bakışları Miray'ı tepeden tırnağa süzdü. "Murat Hoca yok, ben varım," dedi sesi buz gibi bir özgüvenle. Ardından tek kaşını kaldırarak ekledi: "Abin Civan Mirhanoğlu. Sonunda tanıştık ha, kardeşim?" Miray olduğu yerde donup kaldı. Beyni bu cümleyi idrak etmekte zorlanıyor, hastanenin uğultusu kulaklarında kesiliyordu.

Plus d’Infos
WpActionLinkDirectives de Contenu