Bir varmış bir yokmuş, zamanın akmadığı, hüznün bulaşmadığı, ebeveyenlerin çocuklarını büyüttükleri ve evlerin ışıklarının hiç sönmediği aynı zamanda soğuğun bulaşmadığı sıcacık yuvalar varmış. Varmış da varmış ama akmayan zamanın bile aktığı, hüznün tüm yıllara bulaştığı, acı çığlıkların dünyanın öbür ucundan bile duyulduğu ışıksız geceler, soğuk mu soğuk, buz gibi havalar akın akın uğramış soluk benizli, kendi içinde koca harabelere ev sahipliği yaptığı kara, mavi dünyaya. O an büyük bir hata olduğunu fark etmiş masalcı; anlattığı bir masal değilmiş, hayatın içinden kopup taşan gerçeğin ta kendisiymiş bu hikaye.
Bir varmış, bir yokmuş birileri var olmayı en büyük ceza olarak adlandırmış, birileri canlı olup nefes almayı en büyük hakaret saymış...
Bir varmış, hiç yokmuş. Masal sanılan hikayeler, gerçeği avaz avaz bağırmak için yeniden yazılmaya başlanmış.
Tous Droits Réservés