Kurşun Beyaz

Kurşun Beyaz

  • WpView
    Reads 34
  • WpVote
    Votes 4
  • WpPart
    Parts 1
WpMetadataReadMatureOngoing
WpMetadataNoticeLast published Sun, May 18, 2025
WpInfo
Fiction
Fantasy
Çorak topraklar tüm diyarı sarmıştı. İnsanlık için artık en önemli şey ne paraydı ne de çok gelişmiş bir teknoloji. Tek ihtiyaçları ağaçtı. Tek bir ağaç. İlkyaz, efsane sayılan ulu ağaçların soyundan gelen bir yarı ağaç olan Sonsuz Yeşil'di. Yaşadığı yer insanlıktan bir şekilde gizli kalmayı başarsa da günün birinde kötü bir olay sonucu güvenli yurdundan ayrılmak zorunda kaldı. Aradığını bulmak için tehlikeli topraklarda ilerlerken bir adamla karşılaştı. İlk görüşte birbirlerinden nefret etseler de kalplerinin derinliklerinde büyük bir arzu kök salmaya başlamıştı. Zamanla bu arzu imkansız bir aşka evrildi çünkü adam bir Kurşun Beyaz'dı ve onu sonsuza kadar beyaza boyayacaktı. 🌲 "Sonsuz yeşiller en verimli yarı ağaçlardan biridir. Onlardan bitki elde edebilmek için önce onları öldürmek gerekir. " Genç adam önündeki bardağı kafasına dikti. Bunu yapabilirdi. Ne de olsa o sadece bir ağaçtı. Fazla güzel bir ağaç.
All Rights Reserved
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Katman :1451( Düzenleniyor) (+18)
  • FIRTINA ZAMANI
  • KORDELYA
  • İçimdeki Canavar (TAMAMLANDI)
  • KIZIL GECE
  • Kanlı Lordun Gelini
  • Bir Cadının Bedeninde Uyandım
  • YASAK TOPRAKLARIN GELİNİ-Düzenleniyor-
  • The Villainess turns the Hourglass|•ÇEVİRİ {Tamamlandı}
  •  Sonu Kötü Biten Yan Karakter Oldum!

İlk Yayın Tarihi: 9 Şubat 2026 ​"Bir arkeolog olarak toprağın altında geçmişi ararken, bir gün o geçmişin tam ortasına düşeceğimi hiç hayal etmemiştim." ​Seray için hayat; kazı alanları, tozlu kitaplar ve tarihin sessiz tanıkları olan antik parçalardan ibaretti. Ancak İstanbul'un kalbinde açılan o gizemli çukur, onu sadece toprağın altına değil, tam beş yüz yıl öncesine, 1451 yılının kışına sürükledi. ​Avucunda yanan, sırrını çözemediği o mühürle; ne olduğunu anlamadığı bir çağın, entrikalarla dolu bir sarayın ve henüz 'Fatih' olmamış ama gözlerinden ateşler saçan bir sultanın kucağına düştü. ​Şimdi Seray için hayatta kalmak, o paslı dikişlerle dolu yarasından daha zordu. Bir yanda kendi zamanına dönme arzusu, diğer yanda II. Mehmed'in sarsılmaz korumacılığı ve omuzlarına binen cihanın yükü... ​Tarih kitaplarında okuduğu o büyük fethin eşiğinde, Seray sadece bir tanık mı olacaktı yoksa o meşhur tarih sayfalarını kendi elleriyle mi yeniden yazacaktı? ​"Ben buraya ait değildim ama onun gözlerine baktığımda, ilk kez kendimi evimdeymişim gibi hissediyordum." ​Zamanın durduğu, mühürlerin konuştuğu ve kalplerin savaştığı bir hikaye başlıyor.

More details
WpActionLinkContent Guidelines