İyi kralların öldüğü, Umut edecek kadar saf olanların sürünerek yok olduğu bir dünyayada yaşıyoruz.
Burada doğan herkes, kefenle değil; günahları, acıları ve pişmanlıklarıyla gömülür sonsuzluğa.
Bu dünyanın karanlık dişlerini geçirdiği, etten kemikten bir kız var. Yumuşak tenli, ince ruhlu ama savaşla yoğurulmuş.
Bir savaşçı, bir kraliçeydi o.
Korkunun adını unutan bir beden. Yaralardan örülmüş bir kalp.
Onu ne karanlık korkutuyor...
Ne yaratıklar, ne de sonsuz geceler.
Tek korkusu, kendi içindeki benlik...
Çünkü bazen en derin uçurum, insanın ta kendisidir.
O sadece...
Hiç pişman olmadan sevmek ve sevilmek istiyordu. Hiç üzülmeden yaşamak. Hiç kırılmadan, hiç kan görmeden bir hayat...
Ama onun kaderi. Kanla dolu bir denizde yazılmıştı.
Boğuldu.
Saklandı.
Ama pes etmedi.
Çünkü onun bir sözü vardı.
"Benim hikayemde pes etmek diye bir kelime yok!"
İki benliği vardı onun: iç ben ve dış ben.
Ve bu zalim dünya, iç benliği öldürdüğü gün başladı her şey...
Herkes bitti sandığı yerde, o yeni başlıyordu.
!!! Bu kurguda kan, bahşet, cinsellik vb. Öğeler bulunmaktadır. Lütfen dikkate alarak okuyunuz. Tüm hakları ve yazılar bana aittir.
All Rights Reserved