AY TAŞI

AY TAŞI

  • WpView
    Reads 408
  • WpVote
    Votes 68
  • WpPart
    Parts 13
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Sun, Jun 23, 2024
Ben Amaris, annem ve kız kardeşimle işlettiğim tavernaya yiyecek götürmek için ormana avlanmaya çıktığımda, varlığından bile bir haber olduğum perilerle dolu bir evrene kaçırıldım. Hem de o evrendeki iki diyardan birinin veliaht prensi tarafından, henüz bilmediğim bir sebepten. Evrenle olan bağım günden güne güçlenirken Dünya'ya dönmenin yollarını arıyor, her geçen gün evren hakkında yeni şeyler öğreniyorum. O taş enerjimi sömürürken kendimi sessiz ve her geçen gün körüklenen bir savaşın ortasında buluyorum. Bedenim evrene uyum sağlamaya çalışırken gözümü sürekli farklı bir yerde açıyorum. O'nun kızı diyorlar bana, O'nun kim olduğunu hala öğrenemedim. "Aslında kim olduğunu, kimse bilmeyecek." Belki de son kez; ben Amaris, Ay çocuğu, Ayın kızı. Nasıl seslenmek istersen. Bu evrene sıkışmış ama bir o kadar da bu evrenin bir parçası gibi hissediyorum.
All Rights Reserved
#1
okveyay
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Katman :1451( Düzenleniyor) (+18)
  •  Sonu Kötü Biten Yan Karakter Oldum!
  • KORDELYA
  • Kanlı Lordun Gelini
  • FIRTINA ZAMANI
  • KIZIL GECE
  • YASAK TOPRAKLARIN GELİNİ +18-Tamamlandı-
  • The Villainess turns the Hourglass|•ÇEVİRİ {Tamamlandı}
  • İçimdeki Canavar (TAMAMLANDI)
  • Bir Cadının Bedeninde Uyandım

İlk Yayın Tarihi: 9 Şubat 2026 ​"Bir arkeolog olarak toprağın altında geçmişi ararken, bir gün o geçmişin tam ortasına düşeceğimi hiç hayal etmemiştim." ​Seray için hayat; kazı alanları, tozlu kitaplar ve tarihin sessiz tanıkları olan antik parçalardan ibaretti. Ancak İstanbul'un kalbinde açılan o gizemli çukur, onu sadece toprağın altına değil, tam beş yüz yıl öncesine, 1451 yılının kışına sürükledi. ​Avucunda yanan, sırrını çözemediği o mühürle; ne olduğunu anlamadığı bir çağın, entrikalarla dolu bir sarayın ve henüz 'Fatih' olmamış ama gözlerinden ateşler saçan bir sultanın kucağına düştü. ​Şimdi Seray için hayatta kalmak, o paslı dikişlerle dolu yarasından daha zordu. Bir yanda kendi zamanına dönme arzusu, diğer yanda II. Mehmed'in sarsılmaz korumacılığı ve omuzlarına binen cihanın yükü... ​Tarih kitaplarında okuduğu o büyük fethin eşiğinde, Seray sadece bir tanık mı olacaktı yoksa o meşhur tarih sayfalarını kendi elleriyle mi yeniden yazacaktı? ​"Ben buraya ait değildim ama onun gözlerine baktığımda, ilk kez kendimi evimdeymişim gibi hissediyordum." ​Zamanın durduğu, mühürlerin konuştuğu ve kalplerin savaştığı bir hikaye başlıyor.

More details
WpActionLinkContent Guidelines