Denizin Kurtarıcısı

Denizin Kurtarıcısı

  • WpView
    Reads 76
  • WpVote
    Votes 11
  • WpPart
    Parts 2
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Sat, Feb 3, 2024
WpInfo
Fiction
Fantasy
Su tanrısı Yüce Poseidon'un asırlar önce insanlığa bıraktığı derin hasarlar, kutsal karalar taşını yaratmasıyla birlikte son bulmuş,fakat en yakın arkadaşı Marcus'un ölmesiyle taş gücünü yitirmiş ve doğal afetler eskisi gibi tüm insanlığı katletmeye başlamıştı. Gücünü yitirme sırası asırlar sonra Atlanea denilen su altı şehrine bırakılan sular taşına gelmişti.Atlanea şehrini ve su altında yaşayan tüm canlıları koruyan bu taşın gücünü kaybetmemesi ve karalar taşının da eski gücünü alması için bir denizkızının fedakarlık yapıp karaya çıkması ve o taşı bularak Atlanea şehrine getirip bu iki taşı birleştirerek halkını ve insanları koruması gerekiyordu. Fakat bu görev oldukça zordu ayrıca fazlaca cesaret ve de zeka istiyordu .Görevi yerine getirecek cesur denizkızını soluksuz bir macera ,belki de sonsuz bir bilinmezlik bekliyordu...
All Rights Reserved
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Katman :1451( Düzenleniyor) (+18)
  • KORDELYA
  • Kanlı Lordun Gelini
  • KIZIL GECE
  • Bir Cadının Bedeninde Uyandım
  • FIRTINA ZAMANI
  • The Villainess turns the Hourglass|•ÇEVİRİ {Tamamlandı}
  •  Sonu Kötü Biten Yan Karakter Oldum!
  • İçimdeki Canavar (TAMAMLANDI)
  • YASAK TOPRAKLARIN GELİNİ-Düzenleniyor-

İlk Yayın Tarihi: 9 Şubat 2026 ​"Bir arkeolog olarak toprağın altında geçmişi ararken, bir gün o geçmişin tam ortasına düşeceğimi hiç hayal etmemiştim." ​Seray için hayat; kazı alanları, tozlu kitaplar ve tarihin sessiz tanıkları olan antik parçalardan ibaretti. Ancak İstanbul'un kalbinde açılan o gizemli çukur, onu sadece toprağın altına değil, tam beş yüz yıl öncesine, 1451 yılının kışına sürükledi. ​Avucunda yanan, sırrını çözemediği o mühürle; ne olduğunu anlamadığı bir çağın, entrikalarla dolu bir sarayın ve henüz 'Fatih' olmamış ama gözlerinden ateşler saçan bir sultanın kucağına düştü. ​Şimdi Seray için hayatta kalmak, o paslı dikişlerle dolu yarasından daha zordu. Bir yanda kendi zamanına dönme arzusu, diğer yanda II. Mehmed'in sarsılmaz korumacılığı ve omuzlarına binen cihanın yükü... ​Tarih kitaplarında okuduğu o büyük fethin eşiğinde, Seray sadece bir tanık mı olacaktı yoksa o meşhur tarih sayfalarını kendi elleriyle mi yeniden yazacaktı? ​"Ben buraya ait değildim ama onun gözlerine baktığımda, ilk kez kendimi evimdeymişim gibi hissediyordum." ​Zamanın durduğu, mühürlerin konuştuğu ve kalplerin savaştığı bir hikaye başlıyor.

More details
WpActionLinkContent Guidelines