Güneş gün boyunca tepedeydi. Hiç yere inmemiş , hava hiç kötüleşmemişti. Hatta o sırada öyle mutluydum ki hiç akşam olmayacak sandım. Eve geldiğimde yine onu görecek, yine ela gözlerine bakarken uykuya dalacaktım ve belki de bu son kez olacaktı. Öyle de olmuştu. Ama bunu bitiren yarın gemiye gidecek olmam değildi. Kapıları kapatan ben değildim...
Bir ay bir gün gibi geçmişti ve elimdeki bu mektuba göz yaşlarım damlayana kadar içimde çok garip hisler vardı. Ama dışarı da yağmur yağmaya başladığında tek ağlayanın ben olmadığımı fark ettim. Gökyüzü de mi benim için ağlıyordu? Yoksa ben mi gökyüzü için?.. Yağmur damlaları sert seslerle yere düşerken ben de elimdeki mektubu paramparça ediyordum.
Ama bir an parmaklarım öylece kaldı ve bu ses bana tek bir şey hatırlattı. Onunla tanıştığım günü... O gün de yağmur yağıyor, Arnavut kaldırımlı bir sokakta adım sesleri yankılanıyordu.
Seluruh Hak Cipta Dilindungi Undang-Undang