KADER SİLİNMEDİ
Bir insanı kötü yapan nedir?
Günahları mı, seçimleri mi; yoksa hikâyesini yazan kalemin ona biçtiği rol mü?
İlk hayatında kimsesizliği öğrenmişti. Yetimhanede büyümüş, bilime tutunmuş, başarılı bir kimya mühendisi olmuş; karateyle bedenini, hayatla ruhunu eğitmişti.
Sonra bir kamyon, bütün hikâyesinin üzerine tek bir nokta koydu.
Ya da o öyle sandı.
Gözlerini yeniden açtığında on altı yaşındaki Seraphina Valerius olmuştu: kızıl saçları ve zümrüt gözleriyle bir zamanlar okuduğu romanın nefret edilen kötü kadını.
Üstelik Seraphina'nın sonunu biliyordu.
İhanet. Yalnızlık. İdam.
Fakat hikâyenin başlamasına daha iki yıl vardı ve kötü kadın henüz hiçbir günahını işlememişti.
Öyleyse neden biri onu şimdiden öldürmeye çalışıyordu?
Tam da kaderin sandığından çok daha eski sırlar sakladığını fark ettiği anda karşısında yalnızca kendisinin görebildiği bir yazı belirdi:
[KADER DİZGESİ AKTİFLEŞTİRİLDİ.]
Görevleri tamamla.
Bedenini geliştir.
Mananı güçlendir.
Kader Puanı kazan.
Ve en önemlisi:
Seraphina Valerius'un yazılmış kaderinden sağ çık.
Ama sistemin cevaplamayı reddettiği tek bir soru vardı:
Gerçek Seraphina'ya ne oldu?
Artık elinde geçmiş hayatının bilgisi, kimya mühendisliğinin ona öğrettiği akıl, yeniden eğitmesi gereken bir beden, keşfetmesi gereken mana ve kaderi değiştirdikçe güçlenen gizemli bir sistem vardı.
Fakat her değiştirdiği olay, okuduğu romanı biraz daha işe yaramaz hâle getiriyordu.
Çünkü kader değiştiğinde gelecek de değişirdi.
Belki de en başından beri yanlış soruyu soruyordu.
Bir kötü kadın kaderinden kaçabilir mi?
Hayır.
Asıl soru şuydu:
Kötü kadın olacağına karar verilmiş bir kız, kendi hikâyesini yazmaya başladığında... gerçek kötü kim olurdu?