KABADAYI

KABADAYI

  • WpView
    Reads 301,500
  • WpVote
    Votes 11,971
  • WpPart
    Parts 38
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Thu, Aug 31, 2017
Her aşkta en az on kişi vardır Bunlar en yakınlar ve tanıdıklardır... Doğru demiş üstad. Demesine ama bizim Aysın'la aramızda dağlar var. Keşke yalnız dağlar olsa. Aşardım. Ama akmayı bekleyen kanlar var. Yerde bırakmamaya and içtiğim kanım var. Kan kardeşime, canımın canını emanet ettiğim kız kardeşimin döktüğü göz yaşlarının diyeti var. Alınacak öc'üm var Aysın. Bu dava için Giymem, dediğim yeleği giydim. Cebime koymam, dediğim köstekli saati koydum. Elime almam, dediğim silahı aldım. Bulanmam dediğim kan mı ? Banyosunu yaptım. Ama bil. Ne seni özgür bırakırım, ne de senden geçerim. Dirime, dirin; ölüme ölün! Ben böyle seviyorum. Affet, Aysın... Yazar Tavsiyesi: Bu hikayeyi okurken atlayarak okumamanızı tavsiye ederim. Aksi takdirde bir anda nerede olduğunuzu ve neye uğradığınızı şaşırabilirsiniz. :) Sindire sindire okuyunuz ♡ 8 Şubat 2015*
All Rights Reserved
#974
tutku
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Laura Gercek ailem (Karanlik aşk)
  • Halısaha |texting
  • Karven
  • Vatan Uğruna
  • FERAYE | NEFRETTEN AŞKA (Tamamlandı)
  • Sessiz Yemin
  • AŞİRET Mİ!? -Gerçek Ailem-
  • ULAŞAMIYORUM/TEXTİNG

Laura Gercak ailem (Karanlik aşk) kitabında hem Gerçek ailem konulu sonlara dogru ise mafya kocamiz da gelecek buna göre okuyun. Kesit. Hiç durmadan koşuyordum. Ciğerlerim yırtılırcasına yanıyor, göğüs kafesime iğneler batıyordu. Ağaçların silueti, tepemdeki ay ışığı altında bir hayalet ordusu gibi uzayıp gidiyordu. Ara ara omuzumun üzerinden arkama bakıyor, peşimden gelip gelmediğini kontrol ediyordum. Bu sefer... bu sefer beni gerçekten öldürürlerdi. ​Kimden kaçtığımı merak ediyorsanız, babadan kaçıyordum. ​Ben Laura Yel, 16 yaşındayım. "Baba" dediğim kişi, Mithat Yel. Maalesef ona gönül rahatlığıyla babam diyemiyorum, çünkü o bana hiç öyle davranmadı. O, beni suskunluğa mahkûm etti. ​Keşke her şey sadece suskunlukla bitseydi. Bin bir türlü işkence, rutubetli karanlık odalar ve... en önemlisi sol bileğimin hemen yukarısındaki büyük yara. O yara, içimdeki küçük ışığı tamamen söndüren, acı bir hatıraydı. Onu, daha on yaşımdayken duvara bir güneş resmi çizdiğim için yapmıştı. Masum bir çizim için beni sandalyeye bağlayıp, o yarayı bileğime kazımıştı. Yarağın nasıl bir şey olduğunu, neyi temsil ettiğini daha sonra detaylı bir şekilde anlatırım. ​O yaradan sonra ne olursa olsun tek kelime etmedim. İşkencelerinde çığlık atmadım, yalvarmadım. Daha küçük yaşta büyümek, sessiz ve dayanıklı olmak zorunda kaldım.

More details
WpActionLinkContent Guidelines