Beyaz Yalanlar

Beyaz Yalanlar

  • WpView
    Reads 663
  • WpVote
    Votes 36
  • WpPart
    Parts 4
WpMetadataReadMatureOngoing
WpMetadataNoticeLast published Mon, Apr 8, 2024
Her aşk ikinci bir şansı hak eder mi? Ünlü hokey oyuncusu ve takım kaptanı Rook her yerde tanınmaktan, sırf şöhreti nedeniyle yanında olan kadınlardan bunalmıştır. Kafa dinlemek ve bir aile geleneğini yerine getirmek için Alaska'ya gitmeye karar verir. Yolculuk sırasında çok etkileyici bir kadın -kelimenin tam anlamıyla- kucağına düşünce eline kaçırılmayacak bir fırsat geçer: Bu mükemmel kadın onun kim olduğunu bilmiyordur. Tatil yapacakları kulübelerin birbirine yakın olması da kaderin başka bir oyunudur. Rook ve Lainey kendi kozalarında mutlu ve ateşli bir ay geçirirler. Ancak yalanla başlayan bu hikâye, genç adamın acil bir ailevi mesele yüzünden geri dönmesiyle yarıda kalır. İkisi de birbirlerine ulaşmanın bir yolunu bulamazlar. Bir yıl sonra tesadüfi bir şekilde karşılaşırlar. Rook'un itiraf etmesi gereken bir yalan, Lainey'in ise sakladığı bir sır vardır. Kader onları ikinci kez buluşturduğunda, cevabını bulmaları gereken büyük bir soruyla karşı karşıya kalırlar: Her aşk ikinci bir şansı hak eder mi?
All Rights Reserved
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • AZE
  • NEVBAHAR (Düzenlenecek)
  • RUH-U REVAN
  • Karadeniz'in Kızı (Gerçek Ailem)
  • SİCİLYA MATRİSİ | Yarı Texting
  • ASENA
  • Gözler Aynı Sen
  • KARA HARP Mİ? (YARI TEXTİNG)
  • Doktor Neyi İtiraf Edecek Hemşire Hanım?| Yarı Text
AZE

PANOMDA VE KİTABIMDA REKLAM YAPANLARI ENGELLİYORUM, YORUMLARINI SİLİYORUM. *** "Tahsin amca kim bu herif?" diye sordum. Kara gözleri avına odaklanmış bir aslan gibi keskince benim ürkek yeşillerime odaklıydı. "Behzat Kıvançlı'nın büyük oğlu Halil İbrahim Kıvançlı." dedi sesinde bariz bir gerginlik vardı. Benim tanımadığım bu adam etrafımdaki herkesi fazlasıyla germiş durumdaydı. "Onlar Karadenizli değiller mi? Ne işi varmış bu topraklarda?" diye sordum. Gözlerimi zar zor kopardım kara gözlerinden. Göz göze geldik Tahsin amcayla, "Onun olanı almaya gelmiş babandan, öyle diyorlar..." Anlamaz bir şekilde kaşlarımı çattım, "Onun olan ne varmış burada acaba? Bizim topraklarımızda hükmü geçmez onun!" dedim çirkefçe. "Benim hükmümün geçmeyeceği bir toprak yoktur küçük hanım." Arkamdan duyduğum sesle irkildim, bu kalın ve sert ses Halil İbrahim denen adama ait olamazdı değil mi? Tahsin amcanın gözlerinden dehşet geçti, arkamdaki adamın önünde hemen ellerini birleştirip başını eğdi ne oldu bilmiyorum ama sessizce yanımızdan sadece birkaç adım ayrılıp bizi baş başa bıraktı ama hala köşede tetikteydi. Cesaretimi toplayarak döndüm ona. Yakın mesafeden gördüm kara gözlerini şimdi daha bir karanlık bakıyordu. "Topraklarınızda gözüm yok. Ben benim olanı almaya geldim." dedi karanlık çıkan ses tonuyla. Yutkundum, sesimin titrememesine özen göstererek, "Senin olan neymiş?" diye sordum. O an gözlerinin parladığına yemin edebilirdim. "Aze, Aze diye bir kadın. Bey kızı Aze derlermiş buralarda ona." Gözlerim istemsiz irileşti, buzlu suyun içine düşmüş gibi titredim. Aze kızdım ben. Yüreği yiğit, gözleri güleç Aze kızdım... Bey kızı Aze derlerdi bana. *** BU KİTAPTA GEÇEN OLAYLAR VE KİŞİLER TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR. GERÇEK KİŞİ VE KURUMLARLA ALAKASI YOKTUR.

More details
WpActionLinkContent Guidelines