Bazı ÖLÜMLER uzun, bütün HAYATLAR kısaymış!!!
"Ne yapıyorsun sen?" diye haykırdım.
"Sus, ben ne dersem onu yapacaksın. Kaltak!" bir tokat daha attı suratıma.
"İmdaaaaat!" diye bağırdım ama müzik son sesti, kimse sesimi duyamazdı. Adamın fantezisine bak, beni öldürecek!
"Bağırma" dedi hiddetle, bir tane daha çaktı suratıma. Gözlerim kaydı ve bayıldım. Her şey durdu. Acaba ölmüş müydüm? Yoksa gerçekten kalbimin attığı yere, annemin mezarına mı gidiyordum. 24 saat oldu, kurtuldun.. dedi içimde dedelere, amcalara, abilere hep inanmış olan ses. Ama hep de kazık yedin be Zümra hepsinden, dedi küskün çocuk içimdeki.
"200'e şarj ediyorum. Dur! Geldi."
Bu kadın sesi de neydi böyle, Serkan'dan kurtulmuş muydum, ellerimde bir şeyler vardı ama kesinlikle kelepçe değildi, kafamın üstünde değillerdi bir kere bileklerim, vücudumun iki yanındaydılar. Kadın benim için geldi diyordu, o sırada kapının orada sevinçle zıplayan üç kişi gördüm bulanık bulanık. Sonra içlerinden biri netleşmeye başladı. Çok tanıdık bir yüz, sakalları çıkmış, boyu daha da uzamış ama kızıl sakalları daha da yakışmış bir genç... Beni tek mutlu etmiş insan bilmese de..
"Tuna gelmişsin." dedim son gücümle zorlayarak. Zorladım çünkü gitsin istemiyordum. Ama sesim çok tuhaf çıkmıştı. Kendi sesimi tanıyamıyordum. Boğazıma bir şey mi yapmıştı o pislik? Karnımda bir acı hissediyordum, sanki kesilmiş gibi. Elimi kaldırmak istedim kaldıramadım. Tuna yanındakilere garip bakışlar attı ve sonra yanıma yaklaştı. Doktor gibi görünüyordu, çok yakışmıştı ona doktorluk.
Serena Valentin, on sekiz yaşında ailesinin sarayından ayrılıp eğitim görmek için akademiye gittiğinde ikiz kardeşi de dahil tüm ailesini geride bıraktığını düşünerek üzülüyordu ama yarıyıl tatilinde, yani altı ay sonra onları yeniden göreceğini bilmek buhranını hafifletiyordu.
Ancak hiçbir şey Serena'nın beklediği gibi olmamıştı. Altı ay sonra , tatilde evine geri dönemeyecekti. Çünkü akademiye bile gidememişti.
Çünkü akademiye giden tekinsiz yollardan birinde, karanlık ormanda tuhaf sesler duymuştu. At arabasından inip etrafa bakmak istediğinde ise onu görmüştü.
Asırlar önce babasının ve diğer birkaç büyücünün birleşip lanetlediği ejderhayı...
Ejderhanın, efsanelerde anlatılan o 'zalim ejderha' olduğunu anlamadan önce, onun yaralı kanadını iyileştirmişti.
Ve yaptığı iyiliğe karşı beklemediği bir karşılık almıştı.
Ejderha, onu esir almıştı.
Ve ancak kendisine bir varis verdiği takdirde onu özgür bırakacağını söylüyordu.