AY KIRINTILARI

AY KIRINTILARI

  • WpView
    Reads 93
  • WpVote
    Votes 11
  • WpPart
    Parts 5
WpMetadataReadMatureOngoing
WpMetadataNoticeLast published Sat, Jun 28, 2025
Yeşil ve mavi gözlerin hüküm sürdüğü, sarı saçların asalet sayıldığı Ölüm Ülkesi'nde, Melinda Rima Tunç için hayat her zaman bir dışlanmışlık gölgesiyle çevriliydi. Diyarın kadim düzeni, siyah gözlü ve siyah saçlı olanları "cadı" ve "iblis" olarak görüp yüzyıllardır nefretle damgalıyordu. Krallık, bu "aykırı ruhları" daha on yaşına basar basmaz tutsak ediyor, bedenlerinde belirecek lanetli izleri bekliyordu. İzleri çıkanlar genellikle güçlerini de beraberinde getirirken, Melinda'nın izi çocukluğunda belirginleşmesine rağmen herhangi bir gücü yoktu. Ancak bu durum, krallığın onu bir tehdit olarak görmesine engel olmadı ve izi çıkmayanlar ömür boyu diyar tarafından dışlanırken, gücü olmayan Melinda da diğer aykırı ruhlar gibi idam edilmeyi bekledi. Yirmi beş yıllık esaretin ardından, lanetli iziyle birlikte halkın önünde idam edilen Ölüm Ülkesi'nin son aykırı ruhu Melinda, son nefesini verdiğini düşünen krallığın aksine hiç beklemediği bir şekilde kendini başka bir boyutta buldu. Burada, kendi gibi olan ve daha önce izi çıkmış dördüncü aykırı ruhla karşılaştı. Sırlarla dolu bu bilmediği diyarda Melinda'yı hiç beklemediği olaylar bekliyordu. Artık Ölüm Ülkesi'nin karanlık kehaneti, bambaşka bir diyarda yeniden yazılmaya başlıyordu.
All Rights Reserved
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Katman :1451( Düzenleniyor)
  • İçimdeki Canavar (TAMAMLANDI)
  • KIZIL GECE
  • YASAK TOPRAKLARIN GELİNİ(canavarların şafağı)+18
  • FIRTINA ZAMANI
  • KORDELYA
  • Kanlı Lordun Gelini
  • The Villainess turns the Hourglass|•ÇEVİRİ {Tamamlandı}
  • Bir Cadının Bedeninde Uyandım
  •  Sonu Kötü Biten Yan Karakter Oldum!

​"Bir arkeolog olarak toprağın altında geçmişi ararken, bir gün o geçmişin tam ortasına düşeceğimi hiç hayal etmemiştim." ​Seray için hayat; kazı alanları, tozlu kitaplar ve tarihin sessiz tanıkları olan antik parçalardan ibaretti. Ancak İstanbul'un kalbinde açılan o gizemli çukur, onu sadece toprağın altına değil, tam beş yüz yıl öncesine, 1451 yılının kışına sürükledi. ​Avucunda yanan, sırrını çözemediği o mühürle; ne olduğunu anlamadığı bir çağın, entrikalarla dolu bir sarayın ve henüz 'Fatih' olmamış ama gözlerinden ateşler saçan bir sultanın kucağına düştü. ​Şimdi Seray için hayatta kalmak, o paslı dikişlerle dolu yarasından daha zordu. Bir yanda kendi zamanına dönme arzusu, diğer yanda II. Mehmed'in sarsılmaz korumacılığı ve omuzlarına binen cihanın yükü... ​Tarih kitaplarında okuduğu o büyük fethin eşiğinde, Seray sadece bir tanık mı olacaktı yoksa o meşhur tarih sayfalarını kendi elleriyle mi yeniden yazacaktı? ​"Ben buraya ait değildim ama onun gözlerine baktığımda, ilk kez kendimi evimdeymişim gibi hissediyordum." ​Zamanın durduğu, mühürlerin konuştuğu ve kalplerin savaştığı bir hikaye başlıyor.

More details
WpActionLinkContent Guidelines