Kolayına gelen hangisiydi?
Gerçeklerden kaçıp yaşanılanları silip devam etmek mi, yoksa acılarla her gün yüzleşip kendi cezanı kendin kesmek mi?
Hangisi seni mağdur yapar, hangisi seni güçlü kılar?
Kime göre aciz, kime göre mağrur kılar?
"Kader" deyip boyun mu eğmeli, kadere isyan mı etmeli?
Suçlayacak, saldıracak birini mi aramalı her defasında içindeki ateşi söndürmek için, yoksa kafanı duvardan duvara vurup isyan mı etmeli içindeki ateşi her an körüklemek için?
En büyük acı neydi sahi çağlar boyu, bulan olmuş mu?
Bulmaya gerek yok aslında, herkesin acısı kendi dünyasını ateşe verir, yüreğini dağlar. Bunu kimse düşünmemiştir ki. Acısı, yarası olanın bu durumla nasıl baş ettiğini eleştirmek varken... Dönüp kendi ayıplarına, acizliklerine, hırslarına, yenilgilerine bakmadan hem de...
Bunu düşünmeyenlerin arasında kendi doğrusunu baştan çizen birinin var olma hikayesi bu.
Kendini de suçlayan, suçlu da arayan; kader deyip boyun eğen, kadere isyan da eden; bir kelebek kadar narin bazen de bir kaplan kadar güçlü; yeri ve zamanı geldiğinde her şeyle yüzleşebilen ve yeri geldiğinde kendi cezasını bile kesebilen bir kadın ki; hayatta 2 şeye yenildi...
Onlar dışında zaten bu dünyada ondan bir tane daha yoktu.
Çerezlik bir texting kurgusu.
&
Atilla Artem: Bu şey gizlilik içeriyor mu?
Efsun Araslı: Nasıl yani?
Atilla Artem: Buraya başvurduğumun bilinmesini istemiyorum.
Efsun Araslı yazıyor...
Efsun Araslı: Merak etmeyin Atilla Bey danışan ve danışman olarak gizlilik sonuna kadar korunacaktır.
Efsun Araslı: Bu konuda sonsuz güvenebilirsiniz.
Atilla Artem: İyi o zaman.
Atilla Artem: Başlayalım.