"Gökyüzü karanlıkta güzeldir. Ben aydınlığı değil karanlığı, güneşi değil de ay ve yıldızları severim."
"Neden?" Uzaklaşıp, çekip gitmek istiyor bir yandan da sanki yerime çakılıp kalmış gibi hissediyordum.
"Bence güneş tehlikeli. Her yere ışık saçsa bile ona yaklaştığında seni küle çeviriyor. Ama ay güneşin ışığını yansıtsa bile tek yaptığı şey karanlık gökyüzünü aydınlatmak. Yıldızları seviyorum, çünkü bir zamanlar dileklerimi gerçekleştireceğini sanıyordum."
"Peki şimdi?" Neden böyle sorular sorduğunu anlayamıyordum. Ona bir şeyler anlatmak zorunda değildim ama kendimi durduramıyordum.
"Bir defa çocukken gökyüzünden en parlak yıldızı seçip dilek dilemiştim. Çocuk aklımla en parlak yıldızı seçersem dileğimin gerçekleşeceğini sanıyordum. Sonra ise o yıldız kayboldu. Ben ise bir daha dilek tutmadım." Bakışları derinleşmişti. Bana fazlasıyla derin bakan bu adamın daha adını bilmememe rağmen onu daha önce tanıyormuş gibi hissediyordum.
"Belki o dileğiniz gerçekleşmiştir, ama siz farkında değilsinizdir?"
Seluruh Hak Cipta Dilindungi Undang-Undang