Kumsal Yıldız, sıradan bir sabahın hayatını paramparça edeceğini asla tahmin etmezdi. Annesinin çığlığıyla evin sessizliği yırtıldığında, karşısına çıkan manzara sadece bir kayıp değil; geçmişlerine gömülü, çözülememiş bir düğümün ilk işaretidir. Dedesi, kimsenin beklemediği şekilde... öldürülmüştür.
Aile, bu gizemin peşine düşmesi için ülkenin en yetenekli genç dedektiflerinden Deniz Çeviği görevlendirir. Soğukkanlılığı ve kararlılığıyla tanınan Deniz, bu dosyanın alıştıklarından çok daha karanlık olduğunu kısa sürede fark eder. Ama asıl şaşkınlık, Kumsal'la tanıştığında onu bir yabancı gibi hissetmemesidir.
Kumsal da aynı tuhaf yakınlık hissini anlamlandıramaz...
Ta ki geçmişin tozlu sayfaları yavaşça aralanmaya başlayana kadar.
Bir çocukluk anısı.
Yarım kalmış bir tanışıklık.
Saklanan bir aile sırrı...
Kumsal ve Deniz, sadece bir cinayetin failini değil, birbirlerine neden bu kadar tanıdık geldiklerinin de cevabını ararken, adımlar onları beklenmedik tehlikelere sürükleyecektir.
Bir ölümün ardında yatan gerçek, iki hayatın kaderini değiştirebilir.
Kimi zaman en büyük sır, unutulduğunu sandığın bir geçmişte saklıdır.
"Ece..." dedi sesi ilk defa bu kadar kısık ve boğuk çıkarken. Testi bana doğru salladı. "Bu ne demek? Hamile misin?"
Cevap veremedim, sadece daha şiddetli ağlamaya başladım.
Baran bir anda patladı, testi lavabonun kenarına fırlattı. "Cevap versene! Kimden bu? Amına koyayım nasıl olur lan bu? Kimden bu çocuk?!"
Bana doğru bir adım attığında geri kaçtım. O anki şaşkınlığı, o kadar büyüktü ki dudaklarından dökülen her kelime kalbime bir bıçak gibi saplanıyordu. "Çocuk benden mi?" diye kükredi. Sesindeki o inkar beni mahvetti. "O gece... o geceden mi?"
Hıçkırıklarımın arasından yüzüne baktım. Bana her zaman tepeden bakan, beni küçümseyen o adam şimdi yıkılmış gibiydi. Ama canımı yakmasına izin vermeyecektim.
"Yok Baran!" diye bağırdım, sesim koridorda yankılandı. "Benden! Sadece benden! Sen bir şey yapmadın zaten, değil mi? Senin için o gece bir hataydı, bir çöptü! Şimdi gelip hesap soramazsın!"