Lalin, ailesinden kalan mafya imparatorluğunu devraldıktan sonra "Kızıl Kraliçe" unvanını kazanan genç bir liderdir. Stratejileri, zekası ve acımasızlığı ile çevresindeki herkesi kendine hayran bırakırken, düşmanlarının korkulu rüyası haline gelmiştir. Ancak Lalin'in en büyük gücü, zekâsından gelir ve değer verdikleri için göze alamayacağı şey yokturö Bencil ve ironik bir karakteri var gibi görünse de, aslında çok daha farklı bir yüzü daha vardır. Lalin, kendi kurallarını yazarken, ailesinden kalan kanlı geçmişle mücadele etmek zorundadır.
Bu dünyada bir diğer güçlü figür ise Vuslat. Lalin gibi o da mafya dünyasının tanınan bir lideridir, ancak onun tarzı tamamen farklıdır. Vuslat, ailesini kendi elleriyle bu karanlık dünyanın dışına çıkarmış, kendi kurduğu bağımsız bir imparatorluğu yönetmektedir. Disiplinli, ketum ve acımasızdır. Lalin'in aksine, onun dünyasında duygulara ve ikinci şanslara yer yoktur. Vuslat'ın adı, yalnızca gücü değil, aynı zamanda imkansız kararları temsil eder.
Lalin ve Vuslat'ın yolları, ortak bir düşman yüzünden kesişir. İkisi de aynı aile tarafından tehdit edilmeye başlanır. Bu aile, mafya dünyasında hem Lalin'in hem de Vuslat'ın dengelerini bozmaya çalışırken, onları birlikte hareket etmeye zorlar. Ancak, aralarındaki iş birliği zorluklarla doludur: geçmişte birbirlerine karşı düşmanlık beslemişler, aynı hedef için savaşırken birbirlerini geride bırakmaya çalışmışlardır. Şimdi ise sadece hayatta kalmak için değil, yeni güç dengeleri oluşturmak için de iş birliği yapmak zorundalar.
Hikayeye renk katan ise Evren'dir. Lalin'in sağ kolu olan Evren, mizahıyla çatışmaları yumuşatan bir karakterdir. Ancak Evren'in, Vuslat'ın dünyasıyla ilgili sakladığı büyük bir sır, hem Lalin'i hem de Vuslat'ı tehlikeye sürükleyebilecek kadar tehlikelidir.
İklil, bir askeri sevmenin ne demek olduğunu zamanla öğrendi.
Bu; birini sevmekle birlikte, onu her kaybetme ihtimaliyle yaşamayı da kabul etmekti.
Kılıç'ın hayatı emirlerle şekilleniyordu. Ani gidişler, yarım vedalar, tarihleri belli olmayan dönüşler...
İklil'in hayatı ise beklemekle.
Beklerken güçlenmeyi,
korkarken dimdik durmayı,
özlerken sessiz kalmayı öğrendi.
Çünkü bazı aşklar el ele yürüyerek değil, uzaktan aynı gökyüzüne bakarak yaşanır.
Her görev aralarına giren mesafeyi biraz daha büyütürken;
her dönüş, sevgiyi biraz daha derinleştirdi.
Ama o soru hiç değişmedi:
Ya bir gün dönmezse?
Ve Kılıç, her operasyona giderken geride bıraktığı kadının gözlerini düşündü:
Bir kalp, hem vatanı hem aşkı aynı anda taşıyabilir mi?
Bu, savaşın ortasında değil;
Savaşın gölgesinde büyüyen bir aşkın hikayesi.
Bazı aşklar Çiçekten bir Taç gibidir...
Zarif görünür.
Ama taşıması sandığımızdan daha ağırdır.
~
Bu kitapta geçen kişi ve kurumların tümü hayal ürünüdür. Kitaptaki olayların hiçbiri gerçek değildir.