KARANLIKTA BULUŞANLAR

KARANLIKTA BULUŞANLAR

  • WpView
    Reads 39
  • WpVote
    Votes 10
  • WpPart
    Parts 4
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Mon, May 20, 2024
"Aşk bir ihtiyaçtı gözümde ve benim hiçbir şeye ihtiyacım yoktu, şimdiyse seni o kadar çok arzuluyorum ki sana ait herşeye muhtaç hissediyorum kendimi." Sırtımı yasladığım sert duvarın buz gibi soğukluğu bedenimi sararken, bunun içimdeki ateşi bir nebze olsun söndürmesini umut ettim. "Sana ihtiyacım var." Parmaklarının tersi iki göğsümün oluğundan nazikçe aşağıya kayarken, bu dokunuş sadece tenimi değil, ruhumu da okşuyormuş gibi hissettirdi. "Tam şuradaki kokuna ihtiyacım var." Yüzlerimiz neredeyse birbirine değiyordu, aramızdaki mesafe sadece bir nefes kadar azalmıştı. Onun dudakları her konuştuğunda hafifçe dudaklarıma dokunuyordu. Dudakları arasından derin bir nefesi içime çektim. Elleri kollarımdan aşağıya yavaşça süzüldü ve yaşadığım anın gerginliğinden olsa gerek terleyen avuç içlerimi nazikçe okşayıp, ellerimi sıkıca kavradı ve sertçe göğsüne bastırdı. "Bana dokunmana ihtiyacım var."
All Rights Reserved
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Laura Gercek ailem (Karanlik aşk)
  • Halısaha |texting
  • Vatan Uğruna
  • ULAŞAMIYORUM/TEXTİNG
  • Karven
  • AŞİRET Mİ!? -Gerçek Ailem-
  • Sessiz Yemin
  • FERAYE | NEFRETTEN AŞKA (Tamamlandı)

Laura Gercak ailem (Karanlik aşk) kitabında hem Gerçek ailem konulu sonlara dogru ise mafya kocamiz da gelecek buna göre okuyun. Kesit. Hiç durmadan koşuyordum. Ciğerlerim yırtılırcasına yanıyor, göğüs kafesime iğneler batıyordu. Ağaçların silueti, tepemdeki ay ışığı altında bir hayalet ordusu gibi uzayıp gidiyordu. Ara ara omuzumun üzerinden arkama bakıyor, peşimden gelip gelmediğini kontrol ediyordum. Bu sefer... bu sefer beni gerçekten öldürürlerdi. ​Kimden kaçtığımı merak ediyorsanız, babadan kaçıyordum. ​Ben Laura Yel, 16 yaşındayım. "Baba" dediğim kişi, Mithat Yel. Maalesef ona gönül rahatlığıyla babam diyemiyorum, çünkü o bana hiç öyle davranmadı. O, beni suskunluğa mahkûm etti. ​Keşke her şey sadece suskunlukla bitseydi. Bin bir türlü işkence, rutubetli karanlık odalar ve... en önemlisi sol bileğimin hemen yukarısındaki büyük yara. O yara, içimdeki küçük ışığı tamamen söndüren, acı bir hatıraydı. Onu, daha on yaşımdayken duvara bir güneş resmi çizdiğim için yapmıştı. Masum bir çizim için beni sandalyeye bağlayıp, o yarayı bileğime kazımıştı. Yarağın nasıl bir şey olduğunu, neyi temsil ettiğini daha sonra detaylı bir şekilde anlatırım. ​O yaradan sonra ne olursa olsun tek kelime etmedim. İşkencelerinde çığlık atmadım, yalvarmadım. Daha küçük yaşta büyümek, sessiz ve dayanıklı olmak zorunda kaldım.

More details
WpActionLinkContent Guidelines