Kanlı Taht

Kanlı Taht

  • WpView
    Reads 12
  • WpVote
    Votes 0
  • WpPart
    Parts 3
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Sat, May 18, 2024
Ellie 14 yaşında annesini kaybetmişti .Kral Derek ile de yakındı annesi sayesin de babası ve üvey annesi ile babası tarafından aşağılanarak ve annesinin ölümünden suçlu görülerek yaşadı 2 yılını ama o davet her şeyin sonu oldu kralın davetine gittiler Ellie gider gitmez annesinin ona bıraktığı tek şeye bakmaya gitti sonra salon a indi .Yemekler yenildi ,danslar edildi ve Ellie eğildi tebrik etti yeni kraliçesini ama baktığı yerde kan vardı sessizlik çöken salonda bağrışmalar başladı az önce dans edilen salona kan doldu.Hiç düşmanı olmayan krallığın bir düşmanı mı oldu yoksa sahtekar bir dost muydu bu? bu durumda kaçmak mı onu bulup intikamını almak mı amacı neydi,hedefi kimdi ve neden bu iş böyleydi çözülcek sorular buluncak düşmanlar...
All Rights Reserved
#160
kılıç
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • SİYAHIN BEYAZI
  •  ABİLERİM Mİ?
  • Aile Sırları
  • Cemre Karadeniz'e Düşerse/GERÇEK AILEM
  • ISSIZ ADA (+18)
  • HER KİMSEN
  • KURTBEY
  • Gerçek Ailem~ Eliz
  • DELİ YÜZBAŞI (+21)

Miray Aras, hastanenin yoğun kokusu ve telaşlı kalabalığı arasında, beyaz önlüğünün eteklerini uçuşturarak odasına doğru ilerliyordu. Uzun bir nöbetin yorgunluğu omuzlarına binmişti ki, genç bir hemşire nefes nefese yanına yaklaştı. "Miray Hocam, Başhekim Murat Hoca sizi odasında bekliyor. Önemli olduğunu söyledi," dedi hemşire. Miray, yorgunluğunu bir kenara itip rotasını başhekimliğe çevirdi. Murat Bey disiplinli bir adamdı; eğer çağırıyorsa bu ya yeni bir vaka ya da ciddi bir durum demekti. Koridorun sonundaki kapının önüne geldiğinde duraksadı, üzerini düzeltti ve kapıyı sertçe çaldı. İçeri girdiğinde çalışma masasının önünde, her zamanki profesyonel duruşuyla dikildi. Gözleri masanın önündeki boş koltuklara kaydı, ardından Murat Bey'in koltuğuna baktı. Koltuk arkası dönük duruyordu. Murat Hoca'nın orada olduğunu düşünerek hafifçe boğazını temizledi: "Buyurun hocam, beni çağırmışsınız?" Koltuk yavaşça, gıcırdayarak öne doğru döndü. Ancak Miray'ın karşısında görmeyi beklediği babacan Başhekim yoktu. Onun yerine, pahalı takım elbisesi içinde oldukça genç, keskin hatlı ve fazlasıyla yakışıklı bir adam oturuyordu. Adamın yüzünde, zafer kazanmışçasına kibirli bir gülümseme yayıldı. Miray kaşlarını çatarak bir adım geri gitti. "Siz kimsiniz? Murat Hoca nerede?" Genç adam, sanki karşısındaki şaşkınlıktan keyif alıyormuş gibi arkasına yaslandı. Bakışları Miray'ı tepeden tırnağa süzdü. "Murat Hoca yok, ben varım," dedi sesi buz gibi bir özgüvenle. Ardından tek kaşını kaldırarak ekledi: "Abin Civan Mirhanoğlu. Sonunda tanıştık ha, kardeşim?" Miray olduğu yerde donup kaldı. Beyni bu cümleyi idrak etmekte zorlanıyor, hastanenin uğultusu kulaklarında kesiliyordu.

More details
WpActionLinkContent Guidelines