Kadın olmanın barındırdığı ruhu tadamadan, o gücü bedenimde, ruhumda hissedemeden yaşadığım sığ ve uzun yılları devasa bir kayıp, büyük bir eksiklik olarak görüyorum. Onca yıl yaşamamış, sadece oyalanmışım. Akciğerlerime oksijen çekmeyi yaşamaktan saymışım. Hatta tuvaletlerin kapısındaki pipolu çizim yerine rujlu kapıyı ittirdiğim için kendimi kadın varsaymışım.
Bir itiraf ; Ben, keşfimin sırasında dürüstlük, namus, sadakat gibi erdemleri tek tek çiğnedim. Kurban rolünden bir suçluya dönüştüğüm için belki de anlatılmaması gereken bir hikâye anlatıyorum. Normalde kim utançlarını, zayıflıklarını, korkaklıklarını, acizliğini, kaybedişlerini, ihanetlerini göstermek ister ki?
Cevap; Ben... Belki bir çeşit günah çıkarma, belki de var olduğumu duyumsayabildiğim için bundan ölesiye haz aldım ve iştahım öyle bir açıldı ki tüm kirli çamaşırlarımı sokağın ortasına koyabiliyorum. Ya da artık eskisi gibi umursamıyorum.
All Rights Reserved