Hayat Ağacı

Hayat Ağacı

  • WpView
    Leituras 17
  • WpVote
    Votos 2
  • WpPart
    Capítulos 1
WpMetadataReadMaduroEm andamento
WpMetadataNoticeÚltima atualização qui, jul 4, 2024
WpInfo
Ficção
Fantasia
... Yüzyıllar önce insanların Pengeran olarak adlandırdıkları bir varlık insanları ve onların yaşam alanlarını ikiye ayırdı. İyi yürekli olan insanları Zuria adlı bir ülkeye yerleştirdi. Kötü kalpli olan insanları ise Beltza adlı bir ülkeye yerleştirdi. İnsanlar yüzyıllarca bu düzende yaşamlarını sürdürmeye devam ettiler. Bu iki ülke hiçbir zaman birbirlerine karışamadılar çünkü Pengeran iki ülkenin arasına geçilmez bir engel koymuştu. Ancak Zurialılar zamanla büyü aracılığıyla Beltza ' ya açılan tek taraflı bir geçit oluşturmayı başardılar. Zuria ' da ki krallık bu geçidi kontrol altına aldı . Krallık , Zuria ' da ki zamanla kötü olmuş insanları ve suçluları bu geçitle Beltza ' ya yolladı . İşte Pengeran ' nın da gözden kaçırdığı nokta buydu : İyi insanların zamanla kötü olabileceği gibi kötü insanlarda zamanla iyi olabilirdi. Veya iyi insanların kötü çocukları olabileceği gibi kötü insanların da iyi çocukları olabiliyordu. ~ Mehmet Aydın ' ın " Küçük Bir Hikâye " adlı şiirinden esinlenilerek yazılmıştır . ~
(CC) Atribuição-NãoComercial-CompartilhaIgual
Junte-se a maior comunidade de histórias do mundoTenha recomendações personalizadas, guarde as suas histórias favoritas na sua biblioteca e comente e vote para expandir a sua comunidade.
Illustration

Talvez você também goste

  • Katman :1451( Düzenleniyor) (+18)
  • KORDELYA
  • FIRTINA ZAMANI
  • Kanlı Lordun Gelini
  • Bir Cadının Bedeninde Uyandım
  • YASAK TOPRAKLARIN GELİNİ-Düzenleniyor-
  • The Villainess turns the Hourglass|•ÇEVİRİ {Tamamlandı}
  • KIZIL GECE
  •  Sonu Kötü Biten Yan Karakter Oldum!
  • İçimdeki Canavar (TAMAMLANDI)

İlk Yayın Tarihi: 9 Şubat 2026 ​"Bir arkeolog olarak toprağın altında geçmişi ararken, bir gün o geçmişin tam ortasına düşeceğimi hiç hayal etmemiştim." ​Seray için hayat; kazı alanları, tozlu kitaplar ve tarihin sessiz tanıkları olan antik parçalardan ibaretti. Ancak İstanbul'un kalbinde açılan o gizemli çukur, onu sadece toprağın altına değil, tam beş yüz yıl öncesine, 1451 yılının kışına sürükledi. ​Avucunda yanan, sırrını çözemediği o mühürle; ne olduğunu anlamadığı bir çağın, entrikalarla dolu bir sarayın ve henüz 'Fatih' olmamış ama gözlerinden ateşler saçan bir sultanın kucağına düştü. ​Şimdi Seray için hayatta kalmak, o paslı dikişlerle dolu yarasından daha zordu. Bir yanda kendi zamanına dönme arzusu, diğer yanda II. Mehmed'in sarsılmaz korumacılığı ve omuzlarına binen cihanın yükü... ​Tarih kitaplarında okuduğu o büyük fethin eşiğinde, Seray sadece bir tanık mı olacaktı yoksa o meşhur tarih sayfalarını kendi elleriyle mi yeniden yazacaktı? ​"Ben buraya ait değildim ama onun gözlerine baktığımda, ilk kez kendimi evimdeymişim gibi hissediyordum." ​Zamanın durduğu, mühürlerin konuştuğu ve kalplerin savaştığı bir hikaye başlıyor.

Mais detalhes
WpActionLinkDiretrizes de Conteúdo