VAKA: ÖRTBAS

VAKA: ÖRTBAS

  • WpView
    Reads 27
  • WpVote
    Votes 8
  • WpPart
    Parts 3
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Mon, Jul 15, 2024
WpInfo
Fiction
Fantasy
Bana uzatmış olduğu eline baktım, yerin dibindeyken bile içeri sızan ve içini ısıtan güneş ışığından farksızdı. Donakaldım, ne diyeceğimi bilemedim. Belki de ilk defa bir şey dememe gerek yoktu çünkü o yanımdaydı, ben de onun yanında güvendeydim. Gerçek mi diye düşünemeden gözlerim gözleriyle buluştu. Gözlerinin içinde; yıldızlarla kaplı, saklı bir cennet vardı ve ona her baktığımda ise kendimi günahkar gibi hissetmeme neden oluyorlardı. Hiçbir zaman günah işlerken bu kadar keyif almamıştım. Birden akan göz yaşlarım ile kirlenmiş olan yüzümün temizlenmeye başlamasını hissettim. Kendimi artık tutamıyordum, kontrolümü yitirmek üzereyken belimde iki çift eli hissetmem ile kontrolü tamamen yitirmiştim artık.
All Rights Reserved
#82
yazışma
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Katman :1451( Düzenleniyor) (+18)
  •  Sonu Kötü Biten Yan Karakter Oldum!
  • İçimdeki Canavar (TAMAMLANDI)
  • FIRTINA ZAMANI
  • YASAK TOPRAKLARIN GELİNİ-Düzenleniyor-
  • KORDELYA
  • The Villainess turns the Hourglass|•ÇEVİRİ {Tamamlandı}
  • Bir Cadının Bedeninde Uyandım
  • KIZIL GECE
  • Kanlı Lordun Gelini

İlk Yayın Tarihi: 9 Şubat 2026 ​"Bir arkeolog olarak toprağın altında geçmişi ararken, bir gün o geçmişin tam ortasına düşeceğimi hiç hayal etmemiştim." ​Seray için hayat; kazı alanları, tozlu kitaplar ve tarihin sessiz tanıkları olan antik parçalardan ibaretti. Ancak İstanbul'un kalbinde açılan o gizemli çukur, onu sadece toprağın altına değil, tam beş yüz yıl öncesine, 1451 yılının kışına sürükledi. ​Avucunda yanan, sırrını çözemediği o mühürle; ne olduğunu anlamadığı bir çağın, entrikalarla dolu bir sarayın ve henüz 'Fatih' olmamış ama gözlerinden ateşler saçan bir sultanın kucağına düştü. ​Şimdi Seray için hayatta kalmak, o paslı dikişlerle dolu yarasından daha zordu. Bir yanda kendi zamanına dönme arzusu, diğer yanda II. Mehmed'in sarsılmaz korumacılığı ve omuzlarına binen cihanın yükü... ​Tarih kitaplarında okuduğu o büyük fethin eşiğinde, Seray sadece bir tanık mı olacaktı yoksa o meşhur tarih sayfalarını kendi elleriyle mi yeniden yazacaktı? ​"Ben buraya ait değildim ama onun gözlerine baktığımda, ilk kez kendimi evimdeymişim gibi hissediyordum." ​Zamanın durduğu, mühürlerin konuştuğu ve kalplerin savaştığı bir hikaye başlıyor.

More details
WpActionLinkContent Guidelines