Yılana Ait

Yılana Ait

  • WpView
    Reads 8,768
  • WpVote
    Votes 920
  • WpPart
    Parts 13
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Sat, Mar 1, 2025
Arkadaşlarımla birlikte çıktığım yolculukta uzay gemimizin korsanlar tarafından vurulması sonucu kendimizi bilinmeyen bir gezegende bulduk. Üstelik beşimiz de aracımızın yakıtı olan altını bulabilmek adına hiç bilmediğimiz bu gezegende farklı koordinatlara dağılmak durumunda kalmıştık... Burada bulunacağım süre zarfında tek amacımın uzay gemimizin yakıtı olan altını bulmayı başarmak olduğunu sanmıştım. Ancak yanılmışım... Başıma daha büyük bir bela geldi. Bir sürüngen benim peşime takıldı. Kendilerini Naga türü olarak adlandıran bu sürüngenler fazlasıyla inatçı ve bir o kadar da zorlayıcı olabiliyorlardı. Haliyle beni isteyen bu yılan da fazlasıyla inatçıydı. Ondan kurtulmayı başarıp bu gezegenden çıkmak için gerekli olan altını bulabilcek miydim? İşte bu tam bir muammaydı.
All Rights Reserved
#15
fantastikurgu
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Katman :1451( Düzenleniyor)
  • Bir Cadının Bedeninde Uyandım
  • The Villainess turns the Hourglass|•ÇEVİRİ {Tamamlandı}
  • Kanlı Lordun Gelini
  • KORDELYA
  • FIRTINA ZAMANI
  •  Sonu Kötü Biten Yan Karakter Oldum!
  • YASAK TOPRAKLARIN GELİNİ(canavarların şafağı)+18
  • İçimdeki Canavar (TAMAMLANDI)
  • KIZIL GECE

​"Bir arkeolog olarak toprağın altında geçmişi ararken, bir gün o geçmişin tam ortasına düşeceğimi hiç hayal etmemiştim." ​Seray için hayat; kazı alanları, tozlu kitaplar ve tarihin sessiz tanıkları olan antik parçalardan ibaretti. Ancak İstanbul'un kalbinde açılan o gizemli çukur, onu sadece toprağın altına değil, tam beş yüz yıl öncesine, 1451 yılının kışına sürükledi. ​Avucunda yanan, sırrını çözemediği o mühürle; ne olduğunu anlamadığı bir çağın, entrikalarla dolu bir sarayın ve henüz 'Fatih' olmamış ama gözlerinden ateşler saçan bir sultanın kucağına düştü. ​Şimdi Seray için hayatta kalmak, o paslı dikişlerle dolu yarasından daha zordu. Bir yanda kendi zamanına dönme arzusu, diğer yanda II. Mehmed'in sarsılmaz korumacılığı ve omuzlarına binen cihanın yükü... ​Tarih kitaplarında okuduğu o büyük fethin eşiğinde, Seray sadece bir tanık mı olacaktı yoksa o meşhur tarih sayfalarını kendi elleriyle mi yeniden yazacaktı? ​"Ben buraya ait değildim ama onun gözlerine baktığımda, ilk kez kendimi evimdeymişim gibi hissediyordum." ​Zamanın durduğu, mühürlerin konuştuğu ve kalplerin savaştığı bir hikaye başlıyor.

More details
WpActionLinkContent Guidelines